Kabuktaki giz
Ceviz kurdu, gireceği kadar küçük bir delik açar, içeri sızar. Kabuk sağlam görünür, dışarıdan bakan hiçbir şey fark etmez. Oysa içeride hayat çoktan başlamıştır. Kurt, beyne benzeyen özün tadına bakar ve yedikçe şişmanlar. Karnı büyür, iştahı kabarır, durmadan yer.
Su gibi aziz ol
Tesadüf bu ya. Tıpkı bir pınar gibi, toprağın derinliklerinden çıkar, yolunu zorluklarla, engellerle mücadele ederek bulur; berrak ve saf akar. Belki bu yüzden “su gibi aziz ol” sözünü hep daha derinden duyarım. Ama bunu adımla değil, suyun kendi mücadelesi ve huyuyla öğrenmeye çalışırım.
Vizyonsuzların krallığı
Hz. İsa’ya sormuşlar:“Ölü diriltmekten daha zor nedir? ”O da demiş ki:“Gaflet uykusuna dalmış bir kalbi uyandırmak. ”Bu söz, binlerce yıl öncesinden bugüne süzülüp gelmiş bir hakikat. Çünkü insanlık değişti ama kalplerin uykusu hiç değişmedi. Bugün, sokaklarımızda dolaşan ölüler değil, ölü kalpler.
Gerçeğin katili: Yalan
Masal bu ya…Bir gün gerçek ile yalan karşılaşmış. Yalan demiş ki:“Gel, birlikte yıkanalım. Su çok güzel. ”Gerçek, suyu kontrol etmiş. Gerçekten de güzelmiş. İkisi de soyunup suya girmiş. Ama Yalan sinsice sudan önce çıkmış, Gerçek’in kıyafetlerini almış, giyinmiş ve gitmiş. Gerçek çıplak kalmış.
Bir tık düşünsek!
Bazı kelimeler var ki, dile yapışmış; ne çıkarabiliyoruz ne de neden yapıştığını anlayabiliyoruz. Düşünce mi tembelliğimizden, kelime hazinemizin fakirliğinden mi, yoksa “herkes söylüyor ya” kolaycılığından mı… İşte biraz gülelim, biraz düşünelim diye toparladım. Aynen.
