Sürdürülebilir gelenekler
Bir zamanlar evlerin içinde huzurun, eşyaların üzerinde emeğin, sofraların etrafında sevginin kokusu vardı. Şimdi o kokular sandıklara kaldırıldı, hatıralarla birlikte. Zaman akıyor, değişim kaçınılmaz. Gençler bir uygulamayla ev taşıyor, bir tıkla hayatlarını düzene sokuyor.
Topallayan sessizlikler
Nazım Hikmet daha çocukken, bir bayram sabahı için ayakkabı alınır ona. Ama o zamanlar bugünkü gibi mağazalardan hazır ayakkabı almak yoktur. Ayakkabıcıya gidilir, Nazım’ın ayağı bir kartona bastırılır, şekli çizilir ve bu karton kalıp olarak ustaya verilir.
Bir zamanlar 19 Mayıs
Bir zamanlar 19 Mayıs geldi mi, içimiz kıpır kıpır olurdu. Tatlı bir telaş sarardı okulları. Her sınıfın ayrı bir gösterisi olurdu, öğretmenler prova aralarında seslerini kısıp çocuklar ciddiyet! diye uyarır, biz ise ellerimizde bayraklarla prova yaparken bile heyecanlanırdık.
İmkânsızlığın esiri olma!
İmkânsızlık çoğu zaman karşımıza çıkan bir duvar değil, zihnimizde büyüttüğümüz bir gölgedir. Cesaret ettiğimizde, o gölge dağılmaz mı zaten? İnsanın en büyük engeli çoğu zaman dışarıda değil, kendi içindedir.
Yaşamak sanatı
Dünya bize sunulmuş bir armağan… Ancak çoğu zaman bu armağanı nasıl değerlendireceğimizi bilemeyiz. Ya geçmişin gölgesinde kayboluruz ya da geleceğin kaygısına kapılırız. Oysa hayat, göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir serüvendir ve en büyük bilgelik, onu gerçekten yaşamayı bilmektir.
