Eğer hayatımız bir kitap olsaydı...
Biri gelip dese ki, “Hayatını kitap olarak yazacağım. ”Ne anlatılmasını isterdik gerçekten? Yaptığımız hataları mı, yoksa övünerek bahsedilecek başarılarımızı mı? Birini seçsek, diyelim ki “doğrularım anlatılsın” dedik — e o zaman neden hâlâ kalan yaşamımızı kendimize ait kılamıyoruz?
Kırık kalem olmuşuz
Kurşun kalem deyip geçmeyin…Onun da kendine özgü bir hikayesi vardır. Basit görünür, hafif ve sıradandır ama her çizgisi, sessizliğinde bile bir dünyayı sarsar. Her kelimesi bir adım, her izi bir nefes kadar derindir. Hayat da tıpkı o kalem gibidir.
Kalpteki kesikler
“Hiç fark ettiniz mi, bazı sözler, bakışlar ve davranışlar yıllar sonra bile kalbinizi sızlatır; küçük gibi görünen travmalar, sessizce büyür ve bir gün karşınıza çıkar.
Sahte taç için alkışlar
Tacın ışıltısı büyüler. Uzaktan bakınca herkesin hayalini çeker; altının parıltısı, taşların ışığı, görünürde bir güç simgesidir. Ama yaklaştığınızda fark edersiniz: o taç, hak etmeden başa konduğunda sadece bir gösteriş değil, ağır bir yük haline gelir. Önce gözleri kapatır; hakikati göremezsin.
Örümcek ağı ve kaderin sessiz gücü
Hayatın görünmez ipleri, inançlarımız ve seçimlerimizle örülür; her titreşim bir ders verir. “Hayatta iki rol vardır: Ya av olursun ya da avcı… Seçimin, inandığın güç ve yaslandığın kuvvete göre belirlenir.
