İstanbul
Parçalı bulutlu
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Kürtçe sizden lütuf istemez

İBB ve Zeytinburnu Belediye Meclis Üyesi, Kent Uzlaşısı kapsamında CHP’li Abdulcebar Barış, İstanbul Barosu seçimlerinin ardından yapılan açıklamaları meclis gündemine taşıdı. Baroların görevinin güçlünün yanında yer almak değil, güçsüzün hakkını savunmak olduğunu belirten Barış, Kürt halkının dilini ve kimliğini hedef alan söylemlere tepki göstererek, “Kürtçe sizin lütfunuzla konuşulan bir dil değildir” dedi.

Kürtçe sizden lütuf istemez

İBB ve Zeytinburnu Belediye Meclis Üyesi, Kent Uzlaşısı kapsamında CHP’li Abdulcebar Barış, İstanbul Barosu seçimlerinin ardından gündeme gelen açıklamalara ilişkin mecliste söz aldı.
Baroların hukukun üstünlüğünü savunmak, adaletin gerçekleşmesine katkı sağlamak, insan hak ve özgürlüklerini korumak amacıyla var olduğunu ifade eden Barış, baroların görevini şöyle tanımladı:
“Baroların görevi, güçlünün yanında yer almak değil, güçsüzün hakkını güçlüye karşı savunmaktır. Toplumun bir kesimini hedef göstermek değil, herkesin hukukunu korumaktır. Çünkü hukuk, güçlülerin sopası değil, ezilenlerin güvencesi olmalıdır.” İstanbul Barosu seçimlerini kazanan ismin açıklamalarına değinen Barış, ülkede derinleşen adaletsizlik, yargının siyasallaşması, cezaevlerindeki hukuksuzluklar, yoksulluk ve toplumun adalete duyduğu güvenin sarsılması gibi sorunlar ortadayken, ilk hedef olarak Kürt halkının dilinin ve kimliğinin seçildiğini savundu.

Hukukun üstünlüğü önemli 

Barış, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Buradan açıkça söylüyorum: Bir halkın diline düşmanlık eden hukukun üstünlüğünden söz edemez. Bir halkın kimliğini hedef alan demokrasi dersi veremez. Bir halkın varlığını sorgulayan, adaletin temsilcisi olamaz. Bu zihniyetin asıl meselesi Türkçe değildir. Asıl mesele, farklılıklarla bir arada yaşamayı içine sindirememesidir. Kendisinden farklı düşünenleri tehdit olarak gören, farklı kimlikleri tehlike sayan, halkların eşitliğinden korkan bir anlayışın hukuk, demokrasi ve özgürlükle ne ilgisi olabilir?” Barış, söz konusu söylemlerin hangi makam ve yetkiye dayanarak milyonlarca insanın dilini ve kimliğini hedef alabildiğini sorgulayarak, farklı düşünen iktidar, muhalefet ve toplumsal kesimlerin tehdit edilmesinin kabul edilemeyeceğini söyledi.

Kürtler bu ülkenin misafiri değildir

Nasıl bir Türkiye istendiğinin sorgulanması gerektiğini belirten Barış, Kürtlerin susturulduğu, Türkçenin kamusal yaşamda silindiği, farklı düşünenlerin korkutulduğu ve herkesin tek bir kimliğe mahkûm edildiği bir ülke anlayışının demokrasiyle bağdaşmayacağını ifade etti. Kürt halkının bu coğrafyanın kadim halklarından biri olduğunu vurgulayan Barış, şöyle konuştu: “Kürtler bu ülkenin misafiri değildir. Kürtler bu coğrafyanın kadim halklarından biridir. Dilleriyle, kültürleriyle, tarihleriyle ve kimlikleriyle bu toprakların asli unsurlarındandır. Kürt halkının varlığı birinin onayına bağlı değildir. Kürtlerin varlığı sizin zihninize, izninize tabi değildir. Kürtçe sizin lütfunuzla konuşulan bir dil değildir. Kürt halkının onuru siyasi hesaplarınıza teslim edilemez.” Barış, bir halkın dilini yasaklamanın, kimliğini inkâr etmenin ve varlığını tehdit etmenin hiçbir makamın yetki alanında olmadığını belirterek, makamların ve iktidarların geçici, halkların tarihi, kimliği ve onurunun ise kalıcı olduğunu söyledi.

İnkar yerine eşitlik 

Türkiye'nin geçmişte inkâr, asimilasyon, yasak ve baskı politikalarının bedelini ağır biçimde ödediğini ifade eden Barış, bu politikaların barış, kardeşlik ve demokrasi getirmediğini; toplumsal yaraları derinleştirdiğini ve halklar arasındaki güveni zedelediğini dile getirdi. Barış, “Artık inkâr yerine eşitliği, baskı yerine özgürlüğü, çatışma yerine barışı savunmanın zamanı gelmedi mi?” diye sordu. Kürt halkının haklarını savunmanın Türk halkının haklarına karşı çıkmak anlamına gelmediğini vurgulayan Barış, Kürtçenin özgürlüğünün Türkçeye düşmanlık olmadığını, Kürtlerin eşitliğinin Türklerin haklarından herhangi bir şey eksiltmeyeceğini söyledi. “Kardeşlik, bir halkın diğerine boyun eğmesi değildir. Kardeşlik, farklılıkların eşit ve özgür bir biçimde bir arada yaşamasıdır” diyen Barış, Türkiye'nin temel sorunlarının farklı kimlikler ve diller değil, demokrasi eksikliği ve adaletsizlik olduğunu ifade etti.

Yorumlar