İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Su gibi aziz ol

Su gibi aziz ol

Tesadüf bu ya.
Tıpkı bir pınar gibi, toprağın derinliklerinden çıkar, yolunu zorluklarla, engellerle mücadele ederek bulur; berrak ve saf akar.
Belki bu yüzden “su gibi aziz ol” sözünü hep daha derinden duyarım. Ama bunu adımla değil, suyun kendi mücadelesi ve huyuyla öğrenmeye çalışırım.
***
Bir gün bir dervişe öğrencisi sormuş:
— Efendim, neden hep “su gibi ol” dersiniz?
Derviş gülümsemiş, bir testiden bardağa su doldurmuş:
— Bak evladım, bu su şimdi sana ulaşmak için dağlardan, taşlardan geçti. Önüne engel çıktı, kırmadan, parçalamadan yolunu buldu. Sen de öyle ol.
— Ama efendim, su hep aşağıya akıyor. Bu ne demek?
— Tevazu demek. Su gibi olan, yükseklere çıkmaya değil, derinlere inmeye çalışır. Ve unutma, su gürültü yapmadan denize varır.
***
İşte o günden sonra suya baktığımda sadece berraklığını değil, hikâyesini de görür oldum.
“Su, önüne taş çıksa da yolunu bulur; insan da öyle olmalı.”

Su, girdiği kabın şeklini alır ama özünü kaybetmez. Sıcak çayda da sudur, buz kalıbında da… İnsan da hayatın şartlarına uyum sağlar ama karakterinden ödün vermez.
“Su gibi berrak ol ki, içine bakan kendi yüzünü görsün.”

Bir de suyun sabrı vardır. Güneşte buhar olur, gökyüzüne yükselir, sonra yağmur olup toprağa döner. Bu dönüşümde ne şikâyet eder ne de kırılır. Hayatta da öyledir; bazen savruluruz, bazen yanarız, bazen donarız ama özümüzde temiz kalmak esastır.

Düşünsenize… Hayatın karmaşasında bazen en küçük detaylar en büyük dersleri verir.
Bir bitkinin solgun yapraklarında, susuzluğun sessiz çığlığını duyabilmek…
Ve elindeki suyla, o suskun varlığa hayat vermek…
İşte o an, hayatın ne kadar kırılgan, aynı zamanda ne denli umutlu olduğunu görürsün.
Bazen insan da öyle değil midir? Susamış, bir damla iyilik bekleyen, sessizce direnen.
Ve sen, o su gibi olursun; karşılık beklemeden, hayatın kıymetini bilen…
“Su, düştüğü yeri değil, geçtiği yeri güzelleştirir.”

Düşünsenize… Hayatta bazı insanlar vardır, yanında huzur bulursun, uzaklaştığında özlersin. Tıpkı su gibi…
Bugün biri bana “Su gibi aziz ol” dese, ben onu böyle anlarım:
Hayat seni nasıl savurursa savursun sen yine aynı temizlikte kal. İnce ve sabırlı ol ama güçlü kal. Her gittiğin yerde gülümseten düşündüren hayat bırak. Ve unutma… suyun kıymetini en iyi, susuz kalan bilir.
“Su gibi ol; aktığın yerde hayat bulunsun.”

Ve belki de bu yüzden…
Zorluklara karşı bir pınar gibi, kıymeti bilinmeyen ama hayat veren şeffaf ve özel bir su gibi akabilmek umuduyla yaşa hayatı...

Yorumlar