İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Kırık kalem olmuşuz

Kırık kalem olmuşuz

Kurşun kalem deyip geçmeyin…

Onun da kendine özgü bir hikayesi vardır.

Basit görünür, hafif ve sıradandır ama her çizgisi, sessizliğinde bile bir dünyayı sarsar.

Her kelimesi bir adım, her izi bir nefes kadar derindir.

Hayat da tıpkı o kalem gibidir.

Sessiz ama derin izler bırakır; fark edilmese de silinmez.

Her insan, doğru sayfayı bulduğunda değerini gösterir.

Hayat bize bir kurşun kalem verir aslında.

Kimi korkarak yazar, yanlış yapmaktan çekinir; silgisini hiç tüketmez.

Kimi cesurdur; yazar, bozar, yeniden dener.

Ve bir gün fark eder ki kalemin ucu kısalmış, sayfa dolmuştur.

İnsan da böyle değil mi?

Kendini yazarken biraz eksilir, biraz yontulur.

Bazen kırılır, bazen yeniden açılır.

Ama her defasında içinde bir parça güç kalır; yeniden yazmak için…

Zaman gelir, rüzgâr ters eser, sular bulanır.

Hayat silgi gibi davranır; izlerimizi silmeye çalışır.

Ama gerçek izler silinmez.

Çünkü kalemin en değerli kısmı dışı değil, içindeki grafittir.

Tıpkı insan gibi... Değerimiz görünürde değil, içimizdedir: hislerimizde, düşüncelerimizde, inançlarımızda.

Unutma, sadece sayılarla ölçülmeyiz.

Küçük bir iyilik, yıllarca ilham olabilir.

Farkında olmadan söylediğin bir söz, birinin yüreğinde yara bırakabilir.

Bu yüzden kalemi nasıl kullandığımız kadar, nereye ve kime yazdığımız da önemlidir.

Bazen kalem, aynı sayfada uzun süre bekler.

Anlaşılmayı umar.

Ama bir gün fark eder ki, o sayfa onu hiç okumamış.

Sessizleşir.

Ne öfke duyar ne sitem…

Sadece kutusuna çekilir. Çünkü bilir; her kelimenin bir zamanı, her kalemin de bir vedası vardır.

Yeni düşüncelerle sivrilen kalemler gibi, gerçek değerler de bazen sessizce akar.

Kimse fark etmez belki ama o bilir yolunu.

Doğru yere yazıldığında iz bırakır, değeri bilinmediğinde sessizce çekilir.

Bazı kalemler, kıymet bilmeyen sayfalara yeniden yazmak istemez.

Silinmiş, karalanmış satırlar… sessizliğe karışır.

Sessiz gidişler öylesine olmaz.

Aniden de gelmez.

Hayat bir kalemtıraş gibidir; her açıda biraz acıtır, biraz törpüler.

Ve bir gün, kalemin ucu tükenir.

O an anlarsın; sayfalar dolmuştur, söz bitmiştir.

Tıpkı kadınlar gibi…

Suskun ama derin, kırılmış ama hâlâ iz bırakan.


 

Yorumlar