İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

İmkânsızlığın esiri olma!

İmkânsızlığın  esiri olma!

İmkânsızlık çoğu zaman karşımıza çıkan bir duvar değil, zihnimizde büyüttüğümüz bir gölgedir. Cesaret ettiğimizde, o gölge dağılmaz mı zaten?

İnsanın en büyük engeli çoğu zaman dışarıda değil, kendi içindedir.

Bir kelime, bir korku ya da bir hayal kırıklığı… Ardından kendi ellerimizle ördüğümüz görünmez zincirler.

Oysa zincir dediğimiz, çoğu zaman sadece bir düşünceden ibarettir.

Columbia Üniversitesi’nde bir öğrenci, derste uyuyakalır. Uyandığında sınıf boşalmıştır; tahtada iki matematik problemi durmaktadır.

Bunları ödev sanıp defterine geçirir. Eve gidince fark eder ki, sorular neredeyse çözülemez niteliktedir.

Ama yılmaz. Günlerce çalışır, hesaplar, araştırır ve sonunda biri için dört sayfalık çözüm hazırlar.

Ders günü profesöre teslim ettiğinde aldığı yanıt şaşırtıcıdır:

“O problemler, bugüne kadar kimsenin çözemediği imkânsız sorulardı.”

Oysa öğrenci bunu bilmiyordu. Bilmediği için duraksamadı, duraksamadığı için başardı.

İmkânsızlığın duvarı ona anlatılmadığı için, o sadece yürünmesi gereken bir yol gördü.

Peki ya biz?

Hayatımızda kaç kere, daha başlamadan vazgeçtik?

Kaç kere, birilerinin "Yapamazsın", "Senin harcın değil", "Zaten zor" sözlerine boyun eğdik?

Ama şu da unutulmamalı:

Başarmak sadece istemekle, hayal etmekle olmaz.

Ne istiyorsan; araştırarak, öğrenerek, çalışarak, sabır ve emek harcayarak ulaşılır.

Bir şeyin gerçekleşmesini gökten bekleyerek değil, o göğe ulaşacak merdiveni inşa ederek olur.

Çünkü mucizeler, çalışmaya cesaret edenlerin yolunu seçer.


 

Oysa biliyoruz ki; Wright Kardeşler gökyüzüne inandı, Edison karanlığa razı olmadı,

Nazım zincirlere şiirle karşılık verdi.

Hepsi, “Yapılamaz” denileni yaptı. Çünkü “imkânsız” dediklerine inanmamışlardı.


 

İnsanın ruhuna yerleştirilmiş o görünmeyen mucize, ancak fark edildiğinde anlam kazanır.

Ve bu fark ediş, sadece bir inançla başlar.

Kendine inanmak…


 

Unutma, imkânsızlık bir duvar değil; korkuyla beslenen bir hayaldir.

Sen onu cesaretle beslersen, o hayal bir gün seni aşılmaz sandığın zirvelere taşır.

Günün birinde sana da diyecekler: "Sen nasıl başardın?"

Ve sen içinden, sadece şunu fısıldayacaksın:

"Çünkü ben imkânsızlığı hiç tanımadım."


 

Bugün bir adım at.

Kendine, hayallerine, Yaradan’ın sana bahşettiği mucizeye bir adım.

Ve her yeni güne şöyle başla:

“Bugün mucizemi yazacağım.”



 

Yorumlar