Devletin iki yüzü
Bugün barıştan, siyasetten ya da ticaretten değil; gündelik hayatın içinde çoğu zaman fark etmeden karşılaştığımız, ancak devlet algısını doğrudan etkileyen bir davranış biçiminden söz etmek istiyorum. İstanbul’da bulunduğumu öğrenen sanayici dostum Hasan Kirvar ziyaretime geldi.
Kürtlerle Türkler; neyin barışı?
Önceki yazılarımda da belirtmiştim: Kürtlerle Türklerin ortak tarihini yalnızca Cumhuriyet dönemine indirgemek, koca bir gerçeğin üzerini örtmek demektir. Hatta bu ortak tarihi Kafkasya’dan başlattığımızda, Cumhuriyet döneminin bu uzun hikâyenin içinde ne kadar kısa bir bölüm olduğunu görürüz.
Provokatörlere inat: Kardeşlik
Çerçeve yasa olarak da ifade edilen, terörün sona erdirilmesi ve Türkiye’nin bir daha terörle sınanmaması amacıyla yürütülen çalışmaların önündeki en büyük tehlikelerden biri, süreci provoke etmek isteyenlerdir. Bunu önceki barış sürecinden biliyoruz. Önceki yazımda da değinmiştim.
Faili meçhullerden barış umuduna
Önceki yazımda, yetmişli yılların sonlarında ortaokula, seksenli yılların başlarında liseye giden; ardından doksanlı yıllarda faili meçhullerin, kayıpların ve korkunun gölgesinde büyüyen bir çocuğun hafızasında bütün bunların nasıl iz bıraktığını anlatmıştım.
Terörün çıkışından gelinen nokta: Çerçeve yasa
Dünyada terörden zarar görmemiş ülke yok. Üstelik bugün teknoloji bile terörün hizmetinde kullanılabiliyor. Ülkemiz ise terörden en fazla zarar gören ülkelerden biri.
