İstanbul
Parçalı bulutlu
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Nerede o eski yazlık sinemalar?

Nerede o eski yazlık sinemalar?

Yaz akşamlarının kendine has bir büyüsü vardı eskiden. Güneş yavaş yavaş batarken insanlar evlerinden sandalyelerini alır, çocuklar heyecanla önden koşar, büyükler komşularıyla sohbet ederek yazlık sinemanın yolunu tutardı. Gökyüzü yıldızlarla süslenirken beyaz perde aydınlanır, sadece bir film değil, koca bir hayat paylaşılırdı. Bugün geriye dönüp baktığımızda, aslında en çok da o samimiyeti özlediğimizi fark ediyoruz.

Yazlık sinemalar yalnızca sinema değildi. Mahalle kültürünün, komşuluğun, ailece vakit geçirmenin ve sanatla iç içe olmanın en güzel örneklerinden biriydi. Gazozların açıldığı, çekirdek seslerinin filmin duygusuna karıştığı, çocukların zaman zaman perde önünde koşturduğu o akşamlarda kimse bundan rahatsız olmazdı. Çünkü herkes aynı hikâyenin parçasıydı.

Şimdi ise dev alışveriş merkezlerinin içinde, birbirinden kopuk salonlarda film izliyoruz. Salonlar daha teknolojik, ses sistemleri daha güçlü olabilir. Ama o eski yaz akşamlarının sıcaklığını, yıldızların altında film izlemenin verdiği huzuru ve insanların birbirine yakın olduğu o atmosferi bulmak kolay değil.

Oysa İstanbul gibi kültür ve sanatla anılan bir şehir, yazlık sinema geleneğini yeniden canlandırabilecek sayısız parka, meydana ve sahile sahip. Belediyeler yaz boyunca açık hava film gösterimleri düzenlese, Türk sinemasının unutulmaz eserleriyle birlikte dünya sinemasının seçkin örneklerini ücretsiz olarak vatandaşlarla buluştursa ne güzel olurdu.

Çünkü iyi filmler yalnızca eğlendirmez; düşündürür, sorgulatır, empati kurdurur. Bazen tek bir sahne, sayfalar dolusu kitaptan daha derin izler bırakabilir. Bazen iki saatlik bir film, insanın hayata bakışını değiştirebilir. Sanatın en güçlü tarafı da tam olarak budur.

Ne yazık ki günümüzde sinema da çoğu zaman gişe kaygısına teslim olmuş durumda. Büyük bütçeler, görsel efektler ve hızlı tüketilen senaryolar arasında insanın ruhuna dokunan hikâyeler giderek azalıyor. Oysa sinema; yalnızca izlenip unutulan bir eğlence değil, toplumun aynasıdır. İyi bir film, yıllar sonra bile konuşulur. Karakterleri hafızamızda yaşamaya devam eder. Replikleri günlük hayatımıza karışır.

Belki de yazlık sinemaların yeniden kurulması, sadece nostaljik bir özlemi gidermek anlamına gelmeyecek. Aynı zamanda çocuklarımızın sanatla tanışmasını, gençlerin nitelikli filmler izlemesini ve ailelerin ekranlardan uzaklaşıp aynı gökyüzünün altında birlikte vakit geçirmesini sağlayacak.

İstanbul'un buna ihtiyacı var.

Betonun arasında sıkışan bu şehir, biraz daha sanatla nefes almalı. Meydanlarda konserler, parklarda tiyatrolar, sahillerde kitap etkinlikleri ve yaz gecelerinde açık hava sinemaları... Bunlar bir lüks değil, kent yaşamını güzelleştiren kültürel yatırımlardır.

Belki de yeniden o beyaz perdeyi yıldızların altına kurmanın zamanı gelmiştir. Çünkü bazen bir şehir, sadece yollar ve binalarla değil; insanlarına yaşattığı anılarla büyür.

Kim bilir... Belki bir yaz akşamı yine ışıklar söner, perde aydınlanır ve çocuklar ilk kez açık havada bir film izlemenin heyecanını yaşar. Büyükler ise yıllar önce bıraktıkları o güzel hatıralarla yeniden buluşur.

İşte o zaman sadece eski bir geleneği değil, kaybetmeye yüz tuttuğumuz bir yaşam kültürünü de yeniden kazanmış oluruz.

Yorumlar