İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Nobel'i reddeden yazar ve bize bıraktığı ebedi miras

Nobel'i reddeden yazar ve bize bıraktığı ebedi miras

Dünyada ödül almak kadar, ödülü reddetmek de bazen tarihe geçer. Nobel Edebiyat Ödülü'nün yaklaşık 120 yılı aşan tarihinde bunu yapan yalnızca iki isim vardır. Biri, bütün resmî ödülleri ilkesel olarak kabul etmeyen Jean-Paul Sartre... Diğeri ise ödülünü özgür iradesiyle değil, yaşadığı siyasi baskılar nedeniyle geri çevirmek zorunda kalan Boris Pasternak.

1958 yılında Nobel Edebiyat Ödülü Boris Pasternak'a verildiğinde dünya edebiyatı büyük bir yazarı alkışlıyordu. Ancak aynı günlerde Sovyetler Birliği'nde farklı bir hikâye yazılıyordu. Pasternak, ülkesinde hain ilan edildi, ağır baskılara maruz bırakıldı ve sonunda Nobel'i kabul edemeyeceğini açıklamak zorunda kaldı. Oysa ilk tepkisi sadece birkaç kelimeydi: "Sonsuz minnettarım, çok mutlu ve gururluyum."

Bir yazarın ödülünü reddetmesi değil, reddetmeye mecbur bırakılması belki de edebiyat tarihinin en acı sayfalarından biridir.

Ama ne baskılar kazandı ne de yasaklar...

Çünkü bugün Boris Pasternak denildiğinde akla hâlâ tek bir eser geliyor: Doktor Jivago...

Bu roman yalnızca bir aşk hikâyesi değildir. Aynı zamanda savaşın, devrimin, ideolojilerin ve insan ruhunun birbirine çarptığı büyük bir medeniyet anlatısıdır. Yuri Jivago'nun hayatı üzerinden anlatılanlar, aslında insanın özgürlüğünü, vicdanını ve sevgisini koruma mücadelesidir.

Pasternak'ın satırları bugün bile okurun zihninde yankılanıyor:

“İnsan, yaşamak için doğar; yaşamaya hazırlanmak için değil.”

Bu cümle, yalnızca romanın değil, belki de bütün insanlık hâlinin özeti gibidir.

Bir başka yerde ise şöyle seslenir:

“Mutluluk, bazen farkına varmadan yanımızdan geçip gider.”

İşte büyük edebiyat tam da bunu yapar. Günlük hayatın içinde unuttuğumuz duyguları yeniden görünür kılar.

“Doktor Jivago” döneminin siyasi iklimi nedeniyle uzun yıllar Sovyetler Birliği'nde yayımlanamadı. Buna rağmen el yazmaları ülke dışına çıkarıldı, önce İtalya'da basıldı, ardından bütün dünyaya yayıldı. Yasaklanan kitap, milyonlarca okurun başucu eserine dönüştü. Çünkü iyi edebiyatın pasaporta ihtiyacı yoktur.

Bugün hızlı tüketilen içeriklerin, birkaç saniyede unutulan gündemlerin arasında Boris Pasternak'ı yeniden okumak belki de kendimize yapacağımız en büyük iyiliklerden biridir. Onun dili acele etmez; karakterleri slogan atmaz; insanı anlamaya çalışır. Belki de bu yüzden hâlâ günceldir.

Her kitap okunur, bazı kitaplar ise insanı dönüştürür.

Doktor Jivago işte o eserlerden biridir.

Nobel'i elinden alınabilir, kitabı yasaklanabilir, adı karalanabilir... Ama gerçek edebiyatın zamanı geçmez. Boris Pasternak bunun en güçlü kanıtlarından biridir.

Bugün kitaplığınızda henüz Doktor Jivago yoksa, kendinize vereceğiniz en kıymetli hediyelerden biri olabilir. Çünkü bazı romanlar sadece okunmaz; insanın dünyaya bakışını sessizce değiştirir.

Yorumlar