İstanbul
Kapalı
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Pazar günü İstanbul'a karışmak...

Pazar günü İstanbul'a karışmak...

Serin bir yaz günü. Takvim pazar gösteriyor. Alarm kurmadan uyanılmış, kahve demlenmiş, camdan içeri hafif bir rüzgâr giriyor. İşte tam böyle günlerde insanın aklına aynı soru düşüyor:

“Bugün İstanbul'da ne yapsam?”

Sorunun cevabı aslında kişiden kişiye değişiyor ama seçenekler yıllardır aynı. Beyoğlu mu? Kadıköy mü? Yoksa Adalar mı?

Beyoğlu'nu seçenler biraz geçmişin peşinden gider. İstiklal Caddesi'nde yürürken sadece insanlar arasında değil, zamanın içinde de dolaşırsınız. Galatasaray Lisesi'nin önünden geçerken başka bir İstanbul'a selam verir, ara sokaklarda kaybolurken yeni bir hikâyeye rastlarsınız. Bir kahve molası, eski bir plakçı, tarihi bir pasaj... Beyoğlu bazen yorucu olabilir ama her zaman anlatacak bir hikâyesi vardır.

Kadıköy ise başka bir ruh hâlidir. Daha rahat, daha telaşsız, daha günlük. Moda sahiline inersiniz, çimenlere oturmuş gençleri görürsünüz. Bir kitapçıya girer, sonra hiç planlamadığınız bir kafede saatlerin nasıl geçtiğini anlamazsınız. Kadıköy insanı acele ettirmez. "Biraz daha kal" der.

Bir de Adalar vardır.

Belki de yazın en güzel kaçamağıdır. Vapura binerken şehir yavaş yavaş arkada kalır. Telefon çekse de insanın dünyayla bağı biraz azalır. Martı sesleri, deniz kokusu ve iskeleye yaklaşırken hissedilen o tatlı huzur... Büyükada'nın sokaklarında yürürken ya da Heybeliada'da çay içerken İstanbul'un aslında ne kadar güzel bir şehir olduğunu yeniden hatırlarsınız.

Aslında mesele Beyoğlu, Kadıköy ya da Adalar değildir.

Mesele, haftanın altı günü koştururken ihmal ettiğimiz o küçük mutlulukları hatırlamaktır. Bir vapur yolculuğu, gölgede içilen bir çay, sevilen biriyle edilen sohbet ya da tek başına çıkılan kısa bir yürüyüş...

İstanbul bazen trafik, kalabalık ve gürültü olarak anlatılır. Haklılık payı da vardır. Ama serin bir yaz pazarında, doğru saatte ve doğru yerdeyseniz, bu şehir dünyanın en güzel şehirlerinden biri olduğunu yeniden gösterir.

O yüzden bugün evde oturup düşünmeyin.

Beyoğlu'na gidin, Kadıköy'e geçin ya da ilk vapura atlayıp Adalar'a kaçın.

Çünkü bazı pazar günleri evde geçirilmek için değil, İstanbul'a karışmak için vardır.

Yorumlar