Kadınlar korku içinde yaşıyor
Bu ülkenin sokaklarında kadınlar adımlarını iki kere dinleyerek atıyor. Bir gece eve dönerken omzunun üzerinden arkaya bakmak, asansöre binmeden önce kapıda bekleyeni kontrol etmek, toplu taşımada bir koltuğa otururken bile “yanıma kim oturacak” diye kaygılanmak. Bunların hiçbiri olağan olmamalıydı.
Türkiye’de kaybolan güven duygusu
Bir ülkenin en büyük sorunu bazen rakamlarda, bazen raporlarda, bazen de tabelalarda görünmez. O sorun, gündelik hayatta insanların yüzlerine yerleşir; sohbetlere, işyerlerine, evlere, sokaklara siner. Türkiye bugün böyle bir sorunla karşı karşıya: Güven duygusunun aşınması.
İlacın fiyatı değil hayatın değeri
Türkiye’de sosyal devletin nabzı en çok sağlıkta atar. Hele mesele kanser gibi hem insanın bedenini hem de ailesinin tüm düzenini sarsan bir hastalık olduğunda, devletin omuzları biraz daha geniş, kalbi biraz daha büyük olmalıdır.
Zorunlu eğitimin dışında kalan çocuklar
Türkiye’nin dört bir yanında sabahın erken saatlerinde okul çantası taşımak yerine ekmek parası peşine düşen çocuklar var. Ellerinde kalem değil, boya fırçası… Sırtlarında okul çantası değil, hurdalık arabası… Onlar zorunlu eğitimin istatistiklerde “kayıp” görünen yüzü; adı yok, sesi yok, hakkı yok.
Emekçinin canı rakam değil gerçektir
Türkiye, her geçen gün yeni bir iş cinayeti haberiyle sarsılıyor. Evet, iş kazası değil — iş cinayeti. Çünkü bu ölümler “önlenebilir” olduğu halde önlenmediği için yaşanıyor.
