İstanbul
Parçalı bulutlu
13°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Zorunlu eğitimin dışında kalan çocuklar

Zorunlu eğitimin  dışında kalan çocuklar

Türkiye’nin dört bir yanında sabahın erken saatlerinde okul çantası taşımak yerine ekmek parası peşine düşen çocuklar var. Ellerinde kalem değil, boya fırçası… Sırtlarında okul çantası değil, hurdalık arabası… Onlar zorunlu eğitimin istatistiklerde “kayıp” görünen yüzü; adı yok, sesi yok, hakkı yok.
Resmî olarak Türkiye’de ilköğretim zorunlu. Kâğıt üzerinde her çocuk eşit haklara sahip. Ama gerçek hayatta tablo bambaşka. TÜİK ve UNICEF verilerine göre yüz binlerce çocuk ya hiç okula gitmiyor ya da erken yaşta eğitimi bırakıp çalışmak zorunda kalıyor. Ekonomik kriz, işsizlik ve yoksulluk, çocuk emeğini yeniden “zorunlu” hâle getirdi. Ailesine destek olmak için inşaatta, tarlada, atölyede ya da sanayide çalışan bu çocuklar, çocukluklarını yaşayamadan büyüyor.
Birçoğu sabahın karanlığında işbaşı yapıyor, akşam olduğunda yorgun düşmüş bedenleriyle evin yolunu tutuyor. Oysa o saatlerde sınıflarda ders zili çalıyor, tahtaya öğretmen yazıyor. Onların payına düşen ise tebeşir değil, toz, ter ve sessizlik.
Eğitimden kopan her çocuk, geleceğini kaybediyor. Ama asıl kaybeden biz oluyoruz. Çünkü bir ülkenin geleceği okul sıralarında değil, atölyelerde ve tarlalarda harcanan çocukların ellerinde yok olup gidiyor. Bugün “çalışkan” görünen o çocuklar, yarının “okuma yazma bilmeyen işçileri” hâline geliyor.
Devletin sosyal politikaları, kâğıt üzerinde değil, sahada da çocukları koruyacak şekilde güçlendirilmelidir. Zorunlu eğitim sadece bir yasa maddesi değil, bir yaşam hakkıdır. Aileler ekonomik çaresizlikten çocuklarını çalıştırmak zorunda kalmamalı; sosyal destek mekanizmaları bu boşluğu kapatmalıdır. Eğitim, bir lüks değil, en temel haktır.
Bir çocuğun eli kalem tutmak yerine çekiç tutuyorsa, bir şeyler yanlış gidiyor demektir. Bizim görevimiz, o yanlışı görmek ve düzeltmektir. Çünkü her kaybolan çocuk, ülkenin geleceğinden kopan bir umuttur.
Bugün o çocuklar, sokakta ya da sanayide ter döküyor olabilir. Ama yarın, o çocukların yerinde kimlerin olacağını hep birlikte düşünmemiz gerekiyor.

Yorumlar