BÜŞRA TUNA’NIN SANATINDA SAF İFADE VE KÖKLERİN DİLİ
Seramik ve heykel çalışmalarında kendine özgü bir ifade dili geliştiren Büşra Tuna, sanatını insanın iç dünyası, çocukluğun saf duyguları ve köklerle kurduğu bağ üzerinden şekillendiriyor. Onun için sanat, yalnızca bir form oluşturma ya da estetik bir nesne ortaya koyma süreci değil; söze dökülemeyen duyguları görünür kılmanın, insanın özüne dokunmanın ve geçmişle bugün arasında bir bağ kurmanın yolu.
1996 doğumlu sanatçı, sanatla iç içe bir aile ortamında büyümenin birikimini çocukluk yıllarından itibaren taşıyor. Ailesinin de seramikle ilgilenmesi, toprakla ve üretimle erken yaşlarda tanışmasını sağladı. Üniversite eğitimine Adnan Menderes Üniversitesi'nde mimari alanında başlayan Tuna, ardından Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Cam Bölümü'nde eğitim alarak sanat alanındaki yönünü belirledi. Lisans eğitimini onur belgesiyle tamamlayan sanatçı, 2021 yılında kurduğu B-ART Ceramic Design çatısı altında üretimlerini sürdürmeye başladı.
Tuna'nın sanat anlayışının merkezinde “Saf İfadenin ve Köklerin İzinde” başlıklı manifestosu yer alıyor. Sanatçı, insanın henüz toplumsal kalıplarla şekillenmemiş duygusal dünyasını, özellikle bebek yüzlerindeki doğal ve filtresiz ifadeler üzerinden yorumluyor. Ona göre bebek çehreleri, hüznün, neşenin ve diğer duyguların hiçbir yapaylığa başvurmadan kendini gösterdiği en saf alanı temsil ediyor. Bu dürüst ve korunaksız ifade biçimi, eserlerinin çıkış noktasını oluşturuyor. Çalışmalarında öne çıkan organik yapılar, birbirine eklemlenen yüzeyler ve köksel formlar, sanatçının insanın özüne ve geçmişine yönelik arayışını somutlaştırıyor. Toprakla kurduğu ilişkiyi yalnızca teknik bir şekillendirme olarak görmeyen Tuna, bu süreci kendi hikâyesini toprağın kadim hafızasıyla buluşturmak olarak tanımlıyor. Heykel onun için durağan bir nesneden çok, insanın özüyle, çocukluğun dürüstlüğüyle ve ait olduğu köklerle kurduğu bütünleşmenin ifadesi. Seramik, heykel ve resim alanlarında çalışmalarını sürdüren sanatçı, eğitim kurumları ve otellerle gerçekleştirdiği sanat projelerinin yanı sıra çocuklara ve yetişkinlere yönelik uygulamalı sanat eğitimleri de veriyor. Ulusal ve uluslararası sanat fuarları ile sergilere katılarak eserlerini farklı sanat çevreleriyle buluşturuyor. Büşra Tuna, kendine özgü form arayışıyla sanatında insanın en yalın hâline ulaşmayı hedeflerken, toprağın diliyle geçmişe, duygulara ve aidiyet duygusuna yeniden sesleniyor.
DUYGU GÜLTEN’DEN RENGİN ÖTESİNDE BİR İNSAN HİKÂYESİ: “KUŞLARIN HATIRLADIĞI”
Sanatı yalnızca estetik bir ifade alanı olarak değil, insanın iç dünyasını, varoluşunu ve duygusal yolculuğunu anlatan güçlü bir iletişim dili olarak gören Duygu Gülten, özgün çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Yetenekleri, kendine özgü çalışma tarzı, çok yönlü birikimi ve sanatsal vizyonuyla öne çıkan Gülten, “Kuşların Hatırladığı” adlı resim serisinde izleyiciyi doğa üzerinden insanın derinliklerine uzanan düşünsel bir yolculuğa davet ediyor.
Sanatçının siyah-beyaz monokrom anlatımı, eserlerinin en belirgin özelliklerinden biri. Rengi bilinçli olarak geri planda bırakan Gülten, biçim, doku ve duyguyu ön plana çıkararak izleyicinin eserlerle daha doğrudan bir bağ kurmasını sağlıyor. Siyah, beyaz ve gri arasındaki geçişler; yaşamın belirsizliklerini, insanın kırılganlığını ve hayatın farklı ara hâllerini simgeliyor. Seride yer alan kuşlar, ağaçlar, yuvalar ve kırılmış dallar, yalnızca doğaya ait imgeler olmaktan çıkarak insanlık hâllerinin sembollerine dönüşüyor. Kuşlar gidişi, kalışı, bekleyişi ve yeniden başlamayı; ağaçlar kök salmayı ve sürekliliği; yuvalar aidiyeti, kırılmış dallar ise kayıplara rağmen yeniden var olma çabasını anlatıyor. Sanatçının eserlerinde boşluklar da en az figürler kadar anlam taşıyor. Her ayrıntı, izleyiciyi kendi duygularıyla yüzleşmeye çağırıyor. İstanbul’da sınıf öğretmeni olarak görev yapan Duygu Gülten, Eğitim Fakültesi mezunu. Ölçme ve Değerlendirme alanında yüksek lisans yapan, sosyoloji ve felsefe alanlarındaki eğitimini de sürdüren sanatçı, akademik birikimini sanatsal üretimiyle buluşturuyor. Atölye çalışmaları, bireysel araştırmaları ve disiplinler arası okumalarıyla kendine özgü bir sanat dili geliştiriyor. Güçlü fırça izleri, katmanlı yüzeyleri ve bilinçli boşluk kullanımıyla farklı bir anlatım ortaya koyan Gülten; ayrılık, göç, bekleyiş, dayanışma ve yeniden var olma temalarını işliyor. Felsefi ve sosyolojik düşünceden beslenen sanatçı, özgün projeleri, vizyonu, güçlü iletişimi, pozitif enerjisi, ışıltısı ve zarafetiyle de dikkat çekiyor. Sanatsal çalışmalarını yeni sergilerle sanatseverlerle buluşturmaya hazırlanan Duygu Gülten’in 17-23 Aralık tarihleri arasında Caddebostan Kültür Merkezi’nde kişisel sergisi gerçekleşecek. Sanatçının bir diğer sergisi ise 18 Haziran-31 Temmuz tarihleri arasında Ataköy Kültür Sanat Merkezi’nde sanatseverlerle buluşacak. “Kuşların Hatırladığı”, Duygu Gülten’in sanat anlayışını yansıtan, doğadan insana, görüntüden duyguya uzanan özel bir çalışma olarak izleyicisini düşünmeye ve hissetmeye davet ediyor.
NUR SÜRAL: ÇOK YÖNLÜ YETENEKLERİ VE ÖZGÜN DÜNYASIYLA DİKKAT ÇEKİYOR
Yetenekleri, kendine özgü çalışma tarzı, özgün projeleri ve çok yönlü birikimiyle dikkat çeken Nur Süral, sanatın farklı dallarını kendi dünyasında buluşturan isimler arasında yer alıyor. Güçlü iletişimi, pozitif enerjisi, ışıltısı ve güzelliğiyle de öne çıkan Süral, üretmeyi ve kendini geliştirmeyi yaşamının vazgeçilmez bir parçası olarak görüyor. Köln'de doğup büyüyen ve eğitimini fizyoterapi alanında tamamlayan Nur Süral, profesyonel mesleğinin yanı sıra çocukluk yıllarından itibaren ilgi duyduğu sanatla bağını hiç koparmadı. Halk danslarıyla başlayan sanat yolculuğunu tiyatro, müzik ve farklı yaratıcı çalışmalarla zenginleştirdi. 2019 yılında tiyatroya adım atan Süral, her yeni karakterle kendisinin farklı yönlerini keşfederken sahneyi özgürleştiği ve kendisini en gerçek haliyle ifade ettiği özel bir alan olarak tanımlıyor. Gitar ve şan eğitimi alan, müziği kendisi için bir meditasyon olarak gören Süral; çizim, moda, fotoğraf ve video gibi farklı alanlarda da üretmeyi seviyor. Kış aylarında portre çizimine zaman ayırırken yaz döneminde deniz ve dalışla ilgileniyor. İki yıldızlı dalış brövesine sahip olan Süral, voleybol, folklor, kickboks ve yoga gibi farklı spor dallarıyla da ilgilendi. Bütün bu uğraşlarını ortak bir merakın ve öğrenme tutkusunun parçaları olarak değerlendiriyor. Fizyoterapistlik mesleğinin kazandırdığı insan gözlemi ve empati yeteneğini oyunculuk çalışmalarına da taşıyan Nur Süral, karakterleri yalnızca canlandırmak değil, onların duygu dünyasını ve yaşam deneyimlerini anlamak gerektiğine inanıyor. Almanya ile Türkiye arasında kurduğu kültürel bağın sanatsal bakış açısını zenginleştirdiğini belirten Süral, iki ülkenin farklı yaşam dinamiklerini üretimlerine yansıtıyor.
Gelecek hedefleri arasında Türkiye ve Almanya'da film ve dizi projelerinde yer almak, ardından uluslararası yapımlara açılmak bulunan Nur Süral, özellikle derinlikli ve zor karakterleri canlandırmayı arzuluyor. Hayallerini büyük kurmaktan ve yeni deneyimlere kapı açmaktan vazgeçmeyen Süral, çok yönlü kişiliği, özgün ifade biçimi ve öğrenme heyecanıyla kendi sanat yolculuğunu kararlılıkla sürdürüyor.
TUĞBA AKTAŞ: HAYALLERİNE YATIRIM YAPMANIN ZAMANI YOK
Hayatın içinde kendi yolunu çizen, emeğiyle ayakta duran ve hayallerini gerçekleştirmek için yeni adımlar atmaktan vazgeçmeyen Tuğba Aktaş, ticaret hayatındaki deneyimini medya ve sahne dünyasına duyduğu ilgiyle birleştiriyor. Çocuk gelişimi alanındaki geçmişinin ardından 12 yıl önce ticarete atılan Aktaş, bugün sosyete pazarlarında sürdürdüğü pazarcılık mesleğinin yanı sıra kamera önü oyunculuk, spikerlik ve sunuculuk eğitimleriyle kendisini farklı alanlarda geliştirmeye devam ediyor. Çalışma hayatına çocuk gelişimi alanında başlayan Tuğba Aktaş, yıllar önce kendi ayakları üzerinde durmak ve emeğinin karşılığını kazanmak amacıyla ticarete yöneldi. Pazarcılıkla başladığı bu yolculuk, zamanla hayatının önemli bir parçası hâline geldi. Aradan geçen 12 yıla rağmen mesleğini sürdüren Aktaş, sosyete pazarlarındaki çalışmalarına devam ederken kendisine yeni hedefler belirlemekten de vazgeçmedi.
Medya, sahne ve kamera önü çalışmaları, Aktaş'ın uzun zamandır ilgi duyduğu alanlar arasında yer alıyor. Ancak hayatın getirdiği koşullar ve çalışma sorumlulukları, bu alana yönelmesini bir süre erteledi. Zaman içinde kendini geliştirmenin ve kişisel yatırımlara önem vermenin değerini daha iyi anlayan Aktaş, hayallerine ulaşmak için harekete geçmeye karar verdi. Bu doğrultuda kamera önü oyunculuk eğitimi alan Aktaş, spikerlik ve sunuculuk eğitimleriyle de kendisine yeni bir yol açtı. Bugün ticari faaliyetlerini sürdürürken bir yandan da medya ve sanat alanındaki gelişimini destekleyen Tuğba Aktaş, farklı projelerde yer almayı ve yeteneklerini deneyim kazanarak geliştirmeyi hedefliyor. Onun için bu yeni yolculuk, yalnızca farklı bir mesleğe yönelmek değil, yıllardır içinde taşıdığı ilgiyi somut adımlarla gerçeğe dönüştürmek anlamına geliyor. Özgün duruşu, güçlü iletişim kurma isteği, pozitif enerjisi ve kendine özgü tarzıyla dikkat çeken Aktaş, hayatın farklı alanlarında edindiği deneyimleri yeni fırsatlarla buluşturmak istiyor. Ticaretin içinde kazandığı çalışma disipliniyle medya ve sahne dünyasına hazırlanan Tuğba Aktaş, kendisini geliştirmeye ve yeni deneyimlere açık bir anlayışla ilerliyor. Şimdi hedefi, ilgi duyduğu alanda daha fazla deneyim kazanmak, çeşitli projelerde yer almak ve kendi potansiyelini keşfederek yeni başarılara kapı aralamak.
TUĞÇE SAYICI, GÜZELLİK SEKTÖRÜNDEKİ DENEYİMİNİ EĞİTMENLİK VE GİRİŞİMCİLİKLE BULUŞTURUYOR
1997 doğumlu Tuğçe Sayıcı, güzellik sektöründe edindiği deneyimi girişimcilik ve eğitim çalışmalarıyla birleştirerek Kayseri’de kendi markasını büyütüyor. Mesleki birikimi, yenilikçi yaklaşımı ve kadınların meslek edinmesine yönelik çalışmalarıyla dikkat çeken Sayıcı, güzellik alanında kariyer yapmak isteyenlere rehberlik ediyor. Meslek yolculuğuna 2009 yılında başlayan Tuğçe Sayıcı, 2015’te kendi salonunu açarak girişimcilik alanında önemli bir adım attı. 2018 yılında akademi faaliyetlerini de çalışmalarına ekleyen Sayıcı, zamanla eğitim alanına ağırlık vererek bilgi ve tecrübelerini yeni nesil güzellik uzmanlarına aktarmaya başladı.
Saç ve cilt bakımı alanında ön lisans eğitimini tamamlayan Sayıcı, Millî Eğitim Bakanlığı onaylı belgelerle mesleki yeterliliğini destekledi. Yurt dışındaki eğitimlere de katılarak Viyana, Prag ve Budapeşte gibi Avrupa şehirlerinde deneyim kazandı. Farklı eğitimlerle kendini geliştirmeyi sürdüren Sayıcı, mesleki birikimini uygulamaya dayalı bir eğitim anlayışıyla öğrencilerine aktarıyor. Kayseri’de Tuğçe Sayıcı Academy bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Sayıcı; güzellik uzmanlığı, cilt bakımı, epilasyon, makyaj, kalıcı makyaj, ipek kirpik, protez tırnak ve saç tasarımı gibi birçok alanda eğitim veriyor. Eğitimlerinde teorik bilginin yanı sıra uygulama becerisine de önem veren Sayıcı, öğrencilerinin mesleğe güvenle hazırlanmasını hedefliyor. Mezuniyet sonrasında da öğrencileriyle iletişimini sürdürerek mesleki gelişimlerine destek oluyor. Türkiye’nin farklı şehirlerinden ve yurt dışından gelen öğrencileri ağırlayan Sayıcı, özellikle kadınların meslek sahibi olması, ekonomik bağımsızlık kazanması ve kendi işlerini kurabilmesi konusunda çalışmalarını önemsiyor. Kadın girişimcileri bir araya getiren buluşmalarla dayanışmayı ve deneyim paylaşımını da teşvik ediyor. Özgün projeleri, çok yönlü birikimi, vizyonu ve güçlü iletişimiyle öne çıkan Tuğçe Sayıcı; pozitif enerjisi, kendine özgü çalışma tarzı ve kişisel ışıltısıyla da dikkat çekiyor. Güzellik sektöründeki deneyimini eğitimle birleştiren Sayıcı, daha fazla kadının mesleki gelişimine katkı sunmayı ve kendi başarı hikâyesini yazmak isteyenlere yol göstermeyi amaçlıyor.
PSK. ZÜMRÜT MELEK MÜŞTEKİN, KİŞİYE ÖZEL YAKLAŞIMIYLA DANIŞMANLIK SÜREÇLERİNE FARKLI BİR BAKIŞ KAZANDIRIYOR
İlişki Uzmanı ve Aile Danışmanı Psk. Zümrüt Melek Müştekin, 15 yılı aşkın mesleki deneyimini kişiye özel çalışma anlayışıyla birleştirerek çocukların, ergenlerin, yetişkinlerin, ebeveynlerin ve çiftlerin yaşamlarına dokunuyor. Danışmanlık süreçlerinde bireysel ihtiyaçları, yaşam koşullarını ve kişisel hedefleri merkeze alan Müştekin, her insanın kendine özgü bir yol haritasına ihtiyaç duyduğu anlayışıyla çalışmalarını sürdürüyor. Müştekin’in danışmanlık yaklaşımının temelinde, kişinin kendisini yargılanmadan ifade edebildiği güvenli bir iletişim ortamı oluşturmak yer alıyor. Danışanlarının yaşadığı güçlükleri yalnızca mevcut durumlarıyla sınırlı değerlendirmeyen Müştekin; geçmiş deneyimler, ilişkiler, düşünce biçimleri ve günlük alışkanlıklar arasındaki bağlantıları birlikte ele alıyor. Böylece kişilerin kendilerini daha iyi tanımalarına, ihtiyaçlarını fark etmelerine ve sahip oldukları kaynakları keşfetmelerine destek oluyor. Kendine özgü çalışma tarzıyla dikkat çeken Müştekin, danışmanlık sürecini somut hedefler ve uygulanabilir adımlar doğrultusunda şekillendiriyor. Duyguları ifade edebilmek, kişisel sınırları korumak, ilişkilerde yaşanan sorunları anlamlandırmak ve zorlayıcı dönemlerde günlük yaşamı yeniden düzenlemek, çalışmalarının odaklandığı konular arasında bulunuyor. Büyük değişimlerin küçük ancak sürdürülebilir adımlarla desteklenmesini önemseyen Müştekin, danışanlarının kendi yaşamlarında daha bilinçli seçimler yapabilmelerini hedefliyor. Seanslar arasındaki dönemi de sürecin önemli bir parçası olarak değerlendiren Müştekin; ihtiyaca göre gözlem soruları, günlük takip formları ve farkındalık çalışmaları kullanıyor. Belirlenen iletişim çerçevesinde WhatsApp üzerinden yazılı veya sesli takip sağlayarak görüşmelerde ele alınan konuların günlük yaşama aktarılmasını destekliyor. İlerlemeyi danışanlarının kendi yaşamlarında gözlemledikleri değişimler üzerinden değerlendirerek çalışma planını gerektiğinde yeniden düzenliyor. Çocuk, ergen, yetişkin, ebeveyn ve çiftlerle yürüttüğü çalışmalarda gelişim dönemlerini, aile yapısını ve bireysel farklılıkları gözeten Müştekin, iletişim becerilerinin güçlendirilmesine ve ilişkilerde karşılıklı anlayışın geliştirilmesine önem veriyor. Mesleki birikimini özgün çalışma yöntemleriyle bir araya getiren Zümrüt Melek Müştekin; güçlü iletişimi, pozitif enerjisi, ışıltısı, zarafeti ve çok yönlü yaklaşımıyla da dikkat çekiyor. Mesleki gelişimini etik ilkeler ve gizlilik temelinde sürdürmeyi önemseyen Müştekin’in vizyonu, psikolojik farkındalığın günlük yaşamın doğal bir parçası hâline gelmesine katkı sunmak. Müştekin’in danışmanlık anlayışını özetleyen temel düşünce ise açık: Her bireyin kendi yaşamını daha iyi anlayabilmesi, güçlüklerle baş etme yollarını keşfedebilmesi ve kendi kararlarını daha bilinçli verebilmesi için kişiye özel bir yol haritasına ihtiyacı var.
1
0
0
0
0
0
Yorumlar
Yorum yapmak için, isterseniz giriş yapabilir veya kayıt olabilirsiniz.