Sevim Güney
[email protected]
Şükürcüler...
Git, gençlere sor. Millet aya, yıldıza gidiyor sen hala çocuğun cebindeki telefon kaç para, üstündeki mont kaç para diye soruyorsun. Bu ülke ileri gitmesin mi? Gençler durgun, küskün. Biz konuşturmuyoruz ki onları! Emeklilere sormayacaksın. Bunlar şükürcü.
Değişim mi istiyorsun?
Uzun elbisesisinin beli, kırmızı renkli bir kuşakla bağlanmış. Başında dervişlerin giydiği tiftikten yapılmış bir külah, yerde beş tane yaprak yemeye çalışan kaplumbağa olan bir tablo desem? Herkesin, Osman Hamdi Bey’in o bilindik tablosu “Kaplumbağa Terbiyecisi” bu diyeceğinden eminim.
Ne kadar değerlisin?
Neden mutlu ve huzurlu bir yaşantıyı talep edemiyor? Konunun uzmanları değersiz hissetme konusunda birçok tanımlama yapıyor. Özetle; “Sizi değerleştirsizleşen insanları seçiyorsanız, bunu siz talep ediyorsunuzdur.
Nereden nereye?
Haber ajanslarına göz gezdirirken, iktidar partisinin önceki seçimde kullandığı seçim şarkısı geldi aklıma. “Neredeen nereyee, geldi Türkiye” diyordu. Nereye geldiğimizi görüyoruz da nereye gittiğimiz meçhul!
Rahmetin zahmetli tarafları...
Türkiye yüzyılına giderken felaketler yakamızı bırakmıyor. Şanlıurfa Valisinin konuşmasını dinlerken donup kaldığım ve ne düşüneceğimi bilemediğim bir an yaşadım! “Bu yağmur rahmettir, rahmetin de bu tür zahmetli tarafları olacak! ” dedi.
