Erol Sırrı Yolcu
[email protected]
Yorgunum dediğim anlar için utanıyorum!
Nereye destek gitti, gitmedi,İhtiyaçlar ne idi, ne gönderildi. Kimler maddi yardım yaptı. Hükümet gitmiş, gitmemiş. Kepçeci var mı, yok mu? Asker nerede imiş, akut nerede imiş. Hangi taşın altından ses geldi. Hangi şehirde, ne kadar yaralı, ölü var. Herkes her şeyi biliyor!
Herkesin son sevilme tarihi vardır!
Geceye geçmiş olsun. Tara saçını, kes sakalını,İç ısıtan gülümsemenle, güzelliğini boyalarla örtmeden,Çık sokağa…Aynı dili konuşmasan da aksın dudaklarından,İlk gördüğün canlıya, komşuna, arkadaşına,Gülerek yüksek sesle uzatarak Günnaydıınn diye bağır. Sesin duyulsun uzaklardan.
Geliyor gelmekte olanlar!
Yüzbaşı Volkan, Tarkan, Kara Murat Teksas, Tommiks, Kaptan Swing gibi çizgi romanlar, Çalıkuşu, Eskici, İnce Memed, Kaşağı okunurdu. En az bir enstrüman çalabilen Köy Enstitüleri vardı. Geniş paçalı pantolon, uzun yakalı gömlek, entari, etek-ceket takım elbiseler giyilirdi.
Ah siyaset sen zulümkârsın!
Dinsizi imanlı, solcuyu ilkesiz, sağcıyı solcu yaparsın,Oy uğruna kardeşi kardeşe kıydırır,Olmadık iftiralar, tehditler savurtur. Sonra çark ettirirsin. Siyaset ne fırıldak şeysin.
Neyimiz mi var?
Yataktan kalkınca uyku sarhoşluğuyla bir yerlere çarpmadan banyoya gitmek için o anahtara dokunmak gerekiyor. Sokak lambalarının sensörleri faturalar sebebiyle erken saate ayarlanmış. Işıl ışıl camiler bile enerji tasarrufu için ibadet alanını aydınlatacak kadar.
