Afet betonla değil insanla aşılır
6 Şubat depremlerinin üçüncü yılına girerken, bu tarih yalnızca geçmişte kalmış bir yıkımı hatırlatmakla kalmıyor; Türkiye toplumunun afeti nasıl anlamlandırdığına ve afetle nasıl bir ilişki kurduğuna dair yaklaşımları da açık eden toplumsal bir eşik olarak karşımızda duruyor.
Ekranda ihya edilen imparatorluk: Osmanlıcılık ve hatırlamanın siyaseti
Osmanlıcılık, Türkiye’de milliyetçilik tartışmalarında çoğu zaman “milliyetçilik karşıtı” ya da “üst kimlik” olarak sunulur. Oysa pratikte Osmanlıcılık da en az diğer milliyetçilik biçimleri kadar güçlü bir seçici hafıza rejimi üretir.
Dans eden yoksulluk ve ideolojik avuntular
İdeolojiler insanlar tarafından üretilir. En basit tanımıyla, dünyayı açıklama ve dönüştürme iddiası taşıyan fikirler bütünüdür. Kimi yalnızca kendi etnisitesinin ya da ulusunun mutluluğunu vaat eder, kimi kendi dininin ya da mezhebinin hakikatini merkeze alır, kimi ise tüm insanlığın eşitlik ve...
Diktatör mü anti-emperyalist mi? Maduro ve zihinlerimizdeki ikilikler
Aslında bu haftaki yazımda “Felsefe neden Antik Yunan’da ortaya çıktı? ” sorusu üzerinde duracağımı söylemiştim. Ne var ki bazen gündem, teorik soruları bir kenara bırakıp bizi gerçekliğin sert ve dolaysız haliyle yüzleşmeye zorlar.
Zekânın milliyeti olur mu?
Geçen haftaki yazımda felsefenin Antik Yunan’da ortaya çıktığını söylemiştim. Bu tespitin ardından ister istemez şu soru akla geliyor: O hâlde Yunanlılar diğer insanlardan daha mı zekiydi ki felsefe gibi bir düşünme biçimini ilk onlar geliştirdi?
