İstanbul
Parçalı bulutlu
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Umut hep olmalı...

Umut hep olmalı...

Tüm dünyada ekonomik kriz dendiğinde hemen akıllara enflasyon, faiz, döviz kuru ya da ülkelerin bütçe açıkları gelir. Ekonomik krizin yarattığı sorunları pek konuşan olmaz. Oysa ekonomik kriz toplumsal barışı da tehlikeye sokan en önemli etkendir.

 

Ülkedeki ekonomik krizlerin faturasının özellikle emekli, asgari ücretli ve geçimini topraktan sağlayan çiftçilerle hayvan yetiştiricilerine kesilmesi, diğer taraftan bir gecede zenginleşenler ülkedeki kutuplaşmayı artırıyor. Kısa sürede üretmeden zenginleşenlerin “iktidarın gücünü kullanıyorlar” algısı ortamın daha da gerginleşmesine neden oluyor.

 

Bugünlerde çokça konuştuğumuz fon vurgunu vakası toplumun her kesiminden muhalif sesin yükselmesine neden oldu. Toplum “nas” ile uyutulurken arka kapıda yapılanları hiç kimse içine sindiremiyor. Halk, sebebi olmadıkları krizin faturasını ödemek zorunda bırakan siyasilere ve kurumlara güvenlerini yitiriyor. Adalete ve devlete olan inançları da yok oluyor.

 

Yatırımcıların kaybını telafi etmek için halka yeni vergiler koymak yerine kaybın dolandırıcılardan tahsil edilmesi gerekmez mi? Pişmanlık hesabı açıp gönüllülükle haksız kazançların yatırılması sorunu çözüp suçu ortadan mı kaldıracak? Kamu vicdanını rahatlatmanın tek yolu vardır.

 

Hortumcuların tüm varlıklarına el konulması, dolandırdıklarının iki misliyle geri alınması.
Bu sürecin sağlıklı yürüyebilmesi için ilgili mevcut kurum yöneticileri görevden el çektirilmeli ve tarafsız kişilerce şeffaf bir inceleme yapılmalı. Hortumcular kamuoyuna açıklanmalı. Kamu adına denetim yapacak kişilerin kesinlikle denetleme sorumluluğunda oldukları kurumlarda hiçbir görev almamaları sağlanmalı.

 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçtiğimizden bu yana kurumlara olan güven dibe vurduğu gibi kurumsal denetimlere olan inanç da yok oldu. Sonu nereye kadar giderse gitsin diye başlayan soruşturmalar hiç kimseye dokunulmaz noktasına evriliyor. Bu da ne yazık ki halkın öfkelenmesine ve kutuplaşmaya hizmet ediyor.

 

Bu ülkenin liyakatli kadrolara ihtiyacı var. Hükümetlerden değil devletten yana olan yöneticiler bu talanı önleyebilir, devlete olan güveni de geri getirebilirler.

 

Umutsuzluk yok! Gün gelir gül de açar bülbül de öter, demiş şair.

 

Güllerin açtığı, dalında bülbüllerin öttüğü, gölgesinde sevgiyle kucaklaşan bir topluma dönüşeceğimiz günleri sabırsızlıkla bekliyoruz.

Yorumlar