İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Her koltuğun bir emekliliği olmalı!

Her koltuğun bir emekliliği olmalı!

Yıllardır aynı yüzleri, aynı isimleri, aynı siyasi tartışmaları izliyoruz. Koltuklar değişiyor gibi görünüyor ama çoğu zaman koltukların sahipleri değişmiyor. Siyaset, yeni fikirlerin yarıştığı bir alan olmaktan çıkıp yıllarca sürdürülen bir iktidar mücadelesine dönüşebiliyor.

Gençlerin geleceğini, geçmişin gölgesinde bırakamayız. Siyaset, bir ülkenin geleceğini şekillendirme sanatıdır. Gelecek ise henüz doğmamış hayallerin, büyümekte olan gençlerin ve yarının dünyasında yaşayacak çocukların meselesidir. Peki, geleceği inşa edecek kararları alırken neden hâlâ geçmişin alışkanlıklarına bu kadar sıkı sıkıya tutunuyoruz?

65 yaşını aşan siyasetçiler, aktif siyasi görevlerini genç kuşaklara devretmeli. Bana göre bu tartışma, kişileri hedef almadan, ülkenin geleceği açısından ciddi biçimde ele alınmalıdır. Çünkü siyaset yalnızca geçmişin tecrübesiyle değil, geleceğin ihtiyaçlarını anlayabilme becerisiyle de yapılır. Bugün gençlerden yenilikçi olmaları, dünyayı takip etmeleri, teknolojiye uyum sağlamaları ve ülkenin sorunlarına çözüm üretmeleri bekleniyor. Ancak karar mekanizmalarının kapısına geldiklerinde çoğu zaman karşılarında yıllardır değişmeyen bir siyasi yapı buluyorlar.

Siyaset ömür boyu sürecek bir meslek olmamalı

Milletvekilliği, belediye başkanlığı veya üst düzey siyasi görevler kimsenin ömür boyu taşıyacağı kişisel unvanlar değildir. Bunlar halka hizmet etmek için üstlenilen sorumluluklardır. Siyasette uzun yıllar görev yapmak elbette birikim kazandırabilir. Ancak birikim, koltukta sonsuza kadar kalmanın gerekçesi hâline gelmemelidir. Bir insanın mesleğinde emekli olması, toplumdan kopması anlamına gelmez. Aksine, yılların deneyimini danışmanlıkla, eğitimle, sivil toplum çalışmalarıyla ve gençlere rehberlik ederek aktarması mümkündür.

Tecrübeli siyasetçiler, gençlerin önünü açarak da ülkelerine hizmet edebilirler. Mesele yaş değil, temsil adaleti. Elbette 65 yaşını geçen herkesin siyasetten uzaklaştırılması gerektiğini savunmak da kendi içinde yeni bir adaletsizlik yaratabilir. İnsanların seçme ve seçilme hakları, yalnızca yaşlarına bakılarak ortadan kaldırılmamalıdır.
Ancak bu durum, siyasette yaş sınırları, görev süreleri ve kuşaklar arası temsil konusunda tartışma yürütülmesine engel değildir.

Gelecek, gençlere emanet edilmeli

Artık siyasetin kişisel kariyer planlarının değil, toplumsal sorumluluğun alanı olduğunu hatırlamak zorundadır. 65 yaş üstü siyasetçiler, yılların birikimini genç kuşaklara aktarmalı; aktif görevlerin yeni isimlere açılması için daha fazla sorumluluk üstlenmelidir. Ancak bunu yaparken insanların demokratik hakları yaşlarına göre ellerinden alınmamalıdır.

Çünkü mesele insanları yaşlarından dolayı dışlamak değil, siyaseti birkaç kişinin sürekli yer aldığı bir alan olmaktan çıkarmaktır. Siyasette değişim bir tercih değil, demokrasinin kendisini yenileme ihtiyacıdır. Gençlere yalnızca geleceği vaat etmeyelim; geleceği kurabilecekleri alanı da açalım. Koltuklar geçicidir. Makamlar gelip geçer. Geride kalacak olan, kimin kaç yıl siyaset yaptığı değil, ülkenin geleceği için hangi kapıları açtığıdır.
Sağlıcakla…

Yorumlar