İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Şiddetin gölgesinde eğitim

Şiddetin gölgesinde eğitim

Son dönemde eğitim kurumlarımızda tırmanan zorbalık ve kontrolsüz öfke dalgası, maalesef Manisa’nın Turgutlu ilçesinde yaşanan son müessef olayla bir kez daha en çıplak ve yaralayıcı haliyle yüzümüze çarptı. Dersliklerin, kütüphanelerin ve okul koridorlarının güvenli birer sığınak olması gerekirken; şiddetin haber bültenlerine konu olan bir gerçeğe dönüşmesi, münferit bir asayiş sorunu değil, toplumsal bağlarımızdaki derin çatlamanın habercisidir.

Bir okulun bahçesinde filizlenen şiddet, tek bir failin ya da tek bir anlık patlamanın ürünü değildir. Genç zihinler, çevrelerinde tanık oldukları öfke dilini, ekranlardan emdikleri duyarsızlığı ve çözümsüzlük hissini adeta emerek okula taşır. Turgutlu'daki hadise, eğitim sistemimizin sadece müfretada veya akademik başarıya odaklanıp "insan yetiştirme" ve "duygu yönetimi" boyutunu ne kadar gözden kaçırabildiğini hatırlatan sert bir uyarı feneridir. Öfkesini ifade edecek kelime bulamayan, empati yetisi körelmiş her birey, potansiyel bir krizin fitilini ateşlemeye hazır hale gelmektedir.

Bu kısırdöngüyü kırmak, yalnızca okul kapılarına güvenlik görevlisi dikmekle ya da disiplin yönetmeliklerini sertleştirmekle mümkün olamaz. Polisiye tedbirler yalnızca sonucu öteler, kaynağı kurutmaz.

Çözüm; aileyi, okulu ve toplumsal kültürü aynı sorumluluk ekseninde buluşturmaktan geçmektedir. 

Sınıf Geçme Değil, Yaşam Becerisi: Çocuklarımıza matematikten önce öfke kontrolünü, anlaşmazlıkları çatışmadan çözebilme olgunluğunu ve başkasının sınırlarına saygı duymayı öğretmek zorundayız.

Erken Uyarı Sistemleri ve Rehberlik: Rehberlik servislerinin kâğıt üzerindeki evrak işlerinden arındırılıp, öğrencilerin iç dünyasındaki çalkantıları önceden sezebilen aktif birer gözlem mekanizmasına dönüştürülmesi şarttır.

Sorumlu Aile Modeli: Evde şiddeti çözüm yolu olarak gören veya çocuğunun dijital dünyada maruz kaldığı zehirli içeriği denetlemeyen bir anlayışın faturasını toplum ödemektedir.

Turgutlu’da son yaşananlar hepimiz için bir durup düşünme ve harekete geçme eşiği olmalıdır. Çocuklarımıza bırakacağımız en kıymetli miras; başarı belgeleri değil, korkusuzca adım atabildikleri, güvenle nefes aldıkları okul koridorlarıdır. Şiddeti kanıksamayı reddettiğimiz, merhameti ve nezaketi yeniden en temel müfredat haline getirdiğimiz gün gerçek anlamda eğitmeye başlayacağız.

Yorumlar