İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Çocuğunuzun farkındalığını fark edin

Çocuğunuzun farkındalığını fark edin

Geçtiğimiz günlerde yolda yürürken bir baba ve çocuğu dikkatimi çekti. Bir kapının önünde birkaç kişi sohbet ediyordu. Çocuk ise kaldırım taşına oturmuş, ağzına kum ve yerde bulduğu bazı şeyleri götürüyordu. Babası çevresindekilere: “Bu çocuk hep böyle. Ağzına sürekli bir şeyler atıyor. Zamanla öğrenecek” diyordu.

Ben ise bir eğitimci olarak çocuğu izledim. Çocuğun bazı davranışları dikkatimi çekti. Ancak o anda aklımdan şu geçti: Acaba bu sadece bir davranış mı, yoksa çocuğun gelişimiyle ilgili bize bir şey anlatan bir işaret mi? Yanlarına dönüp “Çocuğunuzda farklı bir durum olabilir, bir uzmana danışın.” diyemedim. Çünkü bir çocuğu birkaç dakikalık gözlemle değerlendirmek, hele ki dış görünüşünden herhangi bir gelişimsel durum hakkında sonuç çıkarmak doğru değildir.

Ama bu olay bana çok önemli bir şeyi yeniden düşündürdü: Çocuklarımızı gerçekten gözlemliyor muyuz? Her farklı davranış “yaramazlık” değildir

Çocuklar bazen yaşlarına uygun olmayan davranışlar gösterebilir. Ağzına bir şey götürmek, tekrarlayan hareketler yapmak, konuşmada gecikme, göz teması kurmakta zorlanmak, yaşıtlarıyla iletişimde güçlük yaşamak, bazı seslere veya dokunuşlara aşırı tepki vermek gibi davranışların birçok farklı nedeni olabilir.

Tek başına hiçbir davranış bir tanı anlamına gelmez.

Ancak davranışlar sürekli, belirgin ve çocuğun günlük yaşamını etkileyen bir hâle geliyorsa, üzerinde düşünmek gerekir. Gelişim; dil, hareket, oyun, öğrenme, sosyal iletişim ve davranış gibi birçok alanın birlikte değerlendirilmesini gerektirir. Amerikan Pediatri Akademisi de gelişimin yalnızca tek bir davranış üzerinden değil, zaman içinde yapılan gözlem ve gerektiğinde standart taramalarla değerlendirilmesini öneriyor.

Peki biz neleri fark edebiliriz? Çocuğumuzu gözlemlerken kendimize şu soruları sorabiliriz;
Yaşına uygun şekilde konuşuyor mu?
Söylenenleri anlıyor ve kendisini ifade edebiliyor mu?
Yaşıtlarıyla oyun kurabiliyor mu?
Gözlemlediğimiz davranışlar sürekli mi, yoksa zaman zaman mı oluyor?
Bazı seslere, ışığa, dokunmaya veya kıyafetlere aşırı tepki veriyor mu?
Tekrarlayan hareketleri var mı?
Oyun biçimi yaşıtlarından belirgin şekilde farklı mı?
Daha önce kazandığı bir beceriyi kaybetti mi?
Beslenme, uyku, tuvalet veya günlük yaşam becerilerinde belirgin güçlük var mı?
Ağzına sürekli yenmeyen maddeler götürme gibi davranışlar devam ediyor mu?

Bunların her biri tek başına bir hastalık veya gelişimsel farklılık anlamına gelmez. Önemli olan davranışın sıklığı, süresi, çocuğun yaşına göre gelişimi ve günlük hayatına etkisidir. Fark ettiğimizde ne yapmalıyız? En önemli nokta burada başlıyor. Çocuğa: “Sen farklısın.” “Senin bir problemin var.” “Sen neden böyle yapıyorsun?” Demek yerine önce gözlemlemeliyiz. Sonra davranışın ne zaman ortaya çıktığını, ne kadar sürdüğünü ve hangi durumlarda tekrarlandığını takip etmeliyiz. Endişemiz devam ediyorsa çocuk doktoruyla, gerektiğinde gelişimsel değerlendirme yapabilecek ilgili uzmanlarla görüşmeliyiz. Çünkü gelişimsel tarama bir tanı koyma işlemi değildir; çocuğun gelişiminde daha yakından değerlendirilmesi gereken alanlar olup olmadığını anlamaya yardımcı olur.


Ve en önemlisi: Erken fark etmek, çocuğa bir etiket yapıştırmak değildir. Tam tersine, onun ihtiyacını daha erken anlamaya çalışmaktır. Eğitimcilerin gözü, ebeveynin sevgisi Eğitimciler çocuklarla uzun zaman geçirdikleri için bazı davranış değişikliklerini fark edebilirler. Ancak eğitimcinin görevi tanı koymak değil; gözlemlediği durumu uygun ve hassas bir dille aileyle paylaşmak ve gerektiğinde uzman değerlendirmesine yönlendirmektir. Aynı şekilde anne babaların da “Büyüyünce geçer.” Diyerek uzun süre beklemek yerine, içlerinde bir soru oluştuğunda bunu çocuk doktoruyla paylaşmaları önemlidir.

Çünkü bazen çocuk bize kelimelerle değil, davranışlarıyla bir şey anlatır. Bizim görevimiz onu yargılamak değil, dinlemektir. Çocuğunuzu sadece büyütmeyin, gözlemleyin Çocuklarımızın boyunu, kilosunu, okul başarısını takip ediyoruz. Peki ya davranışlarını? Onların nasıl oynadığını, nasıl iletişim kurduğunu, nelerden hoşlandığını, nelerden rahatsız olduğunu, hangi becerilerinin geliştiğini gerçekten görüyor muyuz? Çocuğun farkındalığını fark etmek; onu diğer çocuklarla karşılaştırmak değildir. Onu kendi gelişim yolculuğu içinde görebilmektir. Ben o gün o çocuğun yanından geçtim. Belki gerçekten yalnızca bir çocuğun yaptığı sıradan bir davranıştı. Belki de daha yakından gözlemlemeyi gerektiren bir durumdu. Bunu bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var: Çocuklarımız bazen yardım istemeyi bilmez. Onları fark etmek ise bizim sorumluluğumuzdur.

Unutmayalım;
Fark etmek etiketlemek değildir.
Fark etmek, çocuğu anlamaya başlamaktır.

Yorumlar