İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Belediye binasının “güzel” olması bizi neden ilgilendirsin?

Belediye binasının “güzel” olması bizi neden ilgilendirsin?

Geçtiğimiz hafta Kuşadası Belediyesi’nin yeni hizmet binası için düzenlediği mimari proje yarışmasının sonuçları açıklandı. Yarışmada jüri değerlendirmesi sonunda birinci, ikinci ve üçüncü ödüllerin yanı sıra mansiyonlar da belirlendi. Yarışma, tek aşamalı ve ulusal ölçekte düzenlendi, yani farklı mimarlık ekipleri aynı arsa ve aynı ihtiyaç programı için kendi çözümlerini geliştirdi.

Şimdi sıra, yarışmada öne çıkan fikrin kâğıt üzerindeki güçlü yanlarının gerçek bir kamu yapısına dönüşebilmesinde. Yarışma projesinin uygulamaya hazırlanması, mühendislik disiplinleriyle geliştirilmesi, detaylandırılması, gerekli onayların alınması ve ardından yapım sürecine geçilmesi… Oldukça yoğun bir çalışma süreci gerekiyor.

Ama bu tür yarışmaların güzel tarafı, bir kamu binası için tek bir masadan çıkan fikre mahkûm olmamak. Aynı arsaya, aynı ihtiyaçlara ve aynı bütçeye farklı mimarlar farklı cevaplar verebiliyor ya da birinin kamusal alan olarak gördüğü meydanı diğeri gölge alan olarak, birinin koridor olarak çözdüğü yeri diğeri ortak buluşma alanı olarak düşünebiliyor.

Peki bir belediye binasının iyi tasarlanmış olması vatandaşı neden ilgilendirsin?
İlgilendirir mi bilmem ama ilgilendirmeli…

Neden?
Düşünün; bir kamu binasına girdiniz. Hangi kata gideceğinizi bilmiyorsunuz. Danışmayı bulamıyorsunuz. Koridorlar birbirinin aynısı… Asansöre ulaşmak için binanın yarısını dolaşıyorsunuz. Yaşlıysanız, çocuk arabasıyla geldiyseniz ya da hareket kısıtlılığınız varsa işler daha da zorlaşıyor.
Başka bir işlem için belediyeye girersiniz. Önce danışmayı ararsınız. Sonra elinizde bir evrakla bir koridordan diğerine gönderilirsiniz. “Üçüncü kat, sağdaki koridor, son oda” denir. Üçüncü kata çıkarsınız, sağa dönersiniz ama bir noktadan sonra tabelalar biter.
Birine sormak zorunda kalırsınız.

Yanınızda yaşlı bir yakınınız varsa oturacak bir yer ararsınız. Çocuk arabasıyla geldiyseniz asansörü bulmaya çalışırsınız. İşiniz on dakika sürecekken binanın içinde yolunuzu bulmanız yarım saat alabilir.

İşte bu kısım mimarlıkla ilgili.
Çünkü bir kafeyi beğenmezsek başka kafeye gideriz. Bir mağazaya girmek istemezsek karşısındakini seçeriz.
Ama belediye, hastane, adliye ya da okul söz konusu olduğunda böyle bir seçeneğimiz çoğu zaman yok.
O bina hepimizin.

Tam da bu nedenle mimari yarışmaları önemsiyorum.

Bir belediye binası yapılacağı zaman mesele yalnızca “kaç oda olacak, kaç metrekare yapılacak?” değil ve olmamalı. Farklı mimarların aynı probleme farklı çözümler üretmesi, binanın girişini, meydanla ilişkisini, bekleme alanlarını, gölgeyi, yeşili, yaya hareketini yeniden düşünmesi çok değerli.

Belki de kamu yapılarında mimari yarışmanın en önemli tarafı tam olarak budur: İyi mimarlığın tesadüfe bırakılmaması, aksine aranması, tartışılması ve seçilmesi.

Yorumlar