İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Mansur Yavaş...

Mansur Yavaş...

Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesi, kamuoyunda farklı şekillerde yorumlandı. En dikkat çeken iddia ise Yavaş’ın AK Parti’ye geçeceği yönündeydi.

İnsan sormadan edemiyor: Başkent’in Büyükşehir Belediye Başkanı, Cumhurbaşkanı ile görüşemez mi? Bu, siyasetin ve devlet yönetiminin doğal bir gereği değil midir?

Böyle bir görüşme son derece normaldir. Asıl anormal olan, ülkenin Cumhurbaşkanı ile büyükşehir belediye başkanlarının gerektiği kadar görüşmemesidir. Bence bu tür toplantılar en azından yılda birkaç kez yapılmalıdır.

Bu görüşmeyi farklı ve siyasi amaçlarla yorumlamak, ülkemizdeki siyasi algının ne denli sağlıksız bir noktaya geldiğini gösteriyor. Bilgiye dayanmadan, ehil olmadan ve çoğu zaman çıkar uğruna fikir beyan eden kişilerin gündemi maalesef bu hâle geldi.

Yazık, gerçekten çok yazık.

Anı yaşayın…

1980’lere duyulan özlem, sosyal medyada adeta bir akıma dönüştü. İnsanlar o eski günlerdeki samimiyeti, dürüstlüğü, doğallığı ve ahlakı arıyor. Bu yüzden herkes, “Nerede o eski günler?” diye hayıflanıyor.

Aslında özlenen yalnızca 1980’lerdeki yaşam tarzı değil; o döneme atfedilen insani değerlerdir.

Peki, o eski günler geri gelir mi? Bana göre bunun gerçekleşmesi pek mümkün görünmüyor. Dünyanın gidişatı, bugünleri bile ileride aratacak gibi görünüyor.

Bu nedenle naçizane tavsiyem şudur: 1980’leri bir kenara bırakın, anı yaşayın. Sevdiklerinize doyasıya sarılın, onlarla mümkün olduğunca çok vakit geçirin. Çünkü bundan on yıl sonra 1980’leri değil, 2026’yı arayacak durumda olabiliriz.

Elbette Müslümanım ve ümitliyim. Ancak büyük bir düzelmenin birkaç nesil boyunca mümkün görünmediğini düşünüyorum.

Süleyman Hilmi Tunahan…

Uzun süredir gündemi meşgul eden ve halk arasında “Süleymancılar” olarak adlandırılan cemaatin manevi lideri Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri’nin vefatının 67. yıl dönümü dün anıldı.

İslam’a ve Kur’an’a adanmış bir ömür… Zulmün ve İslam karşıtlığının zirve yaptığı bir dönemde yılmadan, korkmadan mücadele eden bir âlimin gayretinin adıydı Süleyman Hilmi Tunahan.

“Son mürşid-i kâmil” olarak da anılan Tunahan’ın o dönemde yaptıklarını bugün gerçekleştirecek, onun duruşunu ve samimiyetini sergileyecek bir âlim var mı? Doğrusunu söylemek gerekirse, bugün kendisini âlim olarak nitelendiren bazı kişilerin tutumlarına bakıldığında cevabın “hayır” olduğunu düşünüyorum.

Bir eli yağda, bir eli balda yaşayan; sünnetten uzak duran ve dünyevi hesapların peşinde koşan insanların din âlimi olarak öne çıkması, maalesef kuru bir kalabalıktan ibaret. Bunun aksi olsaydı, bugün ülkemizde yaşanan manevi çürüme bu boyutlara ulaşmazdı.

Maalesef dünyada din âlimlerinin değil, zalimlerin itibarı artıyor.

Dünya bir daha Süleyman Hilmi Tunahan gibi bir âlim görür mü, bilmiyorum. Ancak böyle insanların yeniden yetişmesi ve yeryüzünde huzurun hâkim olması için dua etmekten başka çaremiz yok gibi görünüyor.

Rabbim Süleyman Hilmi Tunahan’a rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.

Yorumlar