İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Okul zili ve tatlı telaş...

Okul zili ve tatlı telaş...

Eylül ayı, takvimdeki sıradan bir yaprak değişimi değildir hiç. Yazın o rehavet dolu, saatlerin gevşediği, günlerin fısıltıyla aktığı günlerin ardından gelen hafif serinlik, aslında bambaşka bir mevsimin habercisidir: Zil sesinin mevsimi.

Şu günlerde evlerin salonlarında, sokak aralarında ya da kırtasiye raflarının önünde beliren o tanıdık kıpırtıyı hissetmemek imkansız. Okulların açılmasıyla, öğrencilerin yüreğine çöken o tatlı heyecan... Taze basılmış defter kokusu, henüz tek bir sayfası bile katlanmamış kitaplar, sırt çantasına özenle yerleştirilen renkli kalemler... Hepsi aslında tek bir duygunun habercisi: Yeni bir başlangıcın heyecanı.

Peki, nedir çocukları ve gençleri bu kadar heyecanlandıran? Sadece yeni dersler ya da sınavlar mı? Elbette hayır. Okul, sadece bilgi yüklenen dört duvar arası bir yer olmadı hiçbir zaman. Okul; yaz boyunca özlenen arkadaşların kahkahası, bahçede koştururken atılan o neşeli çığlık, sıranın altında paylaşılan gizli bir sandviç, öğretmenlerin güler yüzü ve en çok da "ben buradayım" diyebilmenin o güvenli alanıdır.

Ancak kabul edelim, her büyük heyecan biraz da endişe taşır koynunda. Yazın özgür ritminden, sabahın erken saatlerinde kurulan alarmlara geçiş yapmak, öğrencilerin zihninde "Acaba tekrar alışabilecek miyim?" sorusunu uyandırabilir. Tatil boyunca geç yatıp geç kalkmaya alışmış bir beden ve zihin için ilk haftalar bir miktar bocalama yaratabilir.

İşte tam da bu noktada, o alışma sürecini bir "zorunluluk" değil, bir "ritim değişimi" olarak görmek gerekir.

Öğrencilerin bu yeni sezona yumuşak bir geçiş yapabilmesi için aslında devasa adımlara gerek yok. Son birkaç günde uyku saatlerini yavaş yavaş öne çekmek, ekran başında geçirilen süreyi akşamları biraz azaltmak ve en önemlisi okulun sadece "ders" değil, bir "yaşam alanı" olduğunu kendilerine hatırlatmak yeterli. Bir de tabii ki içlerindeki o doğal merak duygusunu beslemek... Çünkü merakın olduğu yerde kaygı barınamaz.

Sevgili öğrenciler, önünüzde yepyeni bir sayfa duruyor. Sıralar sizi bekliyor, koridorlar sizin sesinizle şenlenmeyi özledi. Bırakın içinizdeki o kelebekler uçuşsun; heyecanınız da, merakınız da en doğal hakkınız.

Yeni ders yılı kapıyı çalarken, tüm öğrencilere zihin açıklığı ve o çocuksu heyecanlarını hiç kaybetmeyecekleri harika bir dönem diliyorum. Ziller çalsın, koridorlar yeniden baharla dolsun!

 

 

Yorumlar