İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Büyük Taarruz

Büyük Taarruz

Büyük Taarruz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, Türk Milletinin bağımsızlık mücadelesi olan Kurtuluş Savaşı’nın askeri kısmını bitiren, sonuç olarak da Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolun açılmasını sağladı.

15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgaliyle başlayan Kurtuluş Savaşı’nda düşmana vurulan son darbenin adıdır Büyük Taarruz.

1071 yılında Malazgirt zaferiyle girdiğimiz Anadolu topraklarının vatana dönüşmesindeki mihenk taşının adıdır Büyük Taarruz.

26 Ağustos 1922 sabahı daha gün ağarmadan, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa (Çakmak) ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa (İnönü), 1. Ordu Komutanı Albay Nurettin Kocatepe'deki gözetleme yerine geldiler. Saat 05.30–05.35 civarında topçuların tahrip ateşi ve piyadelerin yürüyüşe geçmesiyle savaş tam anlamıyla başladı. Büyük Taarruzla Yunan ordusunun büyük kısmı dört taraftan sarıldı, Anadolu'daki Yunan kuvvetlerinin yarısı imha edildi veya esir alındı, kalan bölümü ise üç grup halinde kaçmaya başladı. Çalköy’de yıkık bir evin avlusu içinde Mustafa Kemal Paşa, Yunan ordusunu takip etmesi için Türk ordusuna tarihe geçen: “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!” emrini verdi. 15 Mayıs 1919’da kirli ayaklarıyla İzmir’e çıkanlar 9 Eylül 1922’de denize dökülürken İzmir’in dağlarında çiçekler açıyordu.

Son yıllarda toplumda bir bayram seçiciliği baş gösterdi. Malazgirt Zaferi’ni ve Büyük Taarruzu aynı coşkuyla kutlayamaz olduk. Sanki herkesin bayramı farklı gibi. Birinin coşkuyla kutladığına birileri mesafeli durmayı tercih ediyor gibi. Bu da toplumda ayrışmaya, kutuplaşmaya yol açıyor. Milli ve dini bayramlarımızı bile ortak coşkuyla kutlayamaz olduk. Acılarımızda ve sevinçlerimizde de ayrışıyoruz. Toplumda birimizin acısı diğerimizin sevinci haline dönüşmeye başlarsa kardeşliğimizi de kaybetmeye başlamışız demektir ki bu da birlik ve beraberliğimiz açısından son derece tehlikeli bir durumdur.

Özellikle devletimizi yönetenler bu bayramlara gereken hassasiyeti göstermeliler.

Bugün şanlı bayrağımız göklerde dalgalanıyor, camilerimizden ezan sesleri yükseliyor ve bağımsız bir ulus olarak yaşıyorsak bunu milli bayramlar olarak kutladığımız günlerin temsil ettiği kahramanlıklara borçluyuz.

Türk ulusunu kulluktan kurtarıp özgür bireyler olmasını sağlayan cumhuriyetimize sahip çıkmak hepimizin boynunun borcu olmalıdır.

 

 

Yorumlar