İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Konuşma hastalığı bulaşıcı mı?

Konuşma hastalığı bulaşıcı mı?

Bugünlerde seçilen, atanan ya da her kim olursa olsun birileri kendine görev çıkarmakta. Bunlar konu ve sorunu bilip bilmeden hemen ağdalı biçimde konuşmaya koyulmakta.

“Şu ya da bu” biçimde konuşan ve demeç verenler günümüzde dikkat çekmeye başladı. Öyle ki hemen her konuda birden uzmanlık alanları oluştu. Bu durum sağlıktan tutunda teknik konular ve toplumsal yaşam dâhil olmak üzere uzmanlık alanları oldu. Konuşan konuşmayanın yanında yazanların da ne dediği anlaşılmıyor. Buna rağmen yine de yetkili ve yetkisiz, ilgili ve ilgisiz hemen her konuda uzmanlık yapmış gibi çalçene konuşup çalakalem yazılmakta.

Daha düne kadar her mahallede ve köyde akıl danışılan “bilen ve bilici” mutlak vardı. Tanışılan bilgisine başvurulan bir ”bilen” ya da “bilici” söylemesi gerekeni söyledikten sonra sorulan konuyla ilgili daha detaylı bilgi için mutlak birine işin “uzmanına” yönlendiriyordu. Zaman hızla akmakta toplumsal ilişkiler girift ilişkilere girdi. Konuyu biliyor ama uzmanlık alanı değil, dönemi yaşamış ama gölgelerde bulunmuş her nasılsa bugün uzatılan mikrofona sorulan sorular da dâhil hiç düşünmeden bilinçaltında sakladıklarını dile getirmekte.

Konuşmak ve yazmak bir şeyi ifade etmek insan evladı için güzeldir. Güzel olan birilerinin dediği gibi malumatfuruşluk yapmak değil, ifade edilenin net, doğru, yararlı ve bilinmeyenin açıklanmasıdır

Adlarının önünde sanları/sıfatları yazılan kişiler uzmanlık alanları dışında lüzumsuz konuşarak hem o konudaki bilgisizliğini ortaya çıkarırken hem de hatalarını arayan hasımlarının eline koz vermekte. Gereksiz ve saçma konuşmalar saygı ve dostluğu bitirdiği gibi bu zaafından dolayı da hasımları çoğalmakta. Uzmanlık alanı olmadan sırf bende biliyorum edasıyla konuşmak bilgi ve düşünce derinliği olmayanların özelliğidir. Bu durum onun zaafını ortaya çıkardığı gibi iki kişi arasında konuşulan şeyin sırrın açığa çıkarılması ağzından kaçırması boş boğazlığın gevezeliğin bir başka türüdür.

Geveze için konuşma bir rahatlama biçimidir, hastalığını geçiştirme yöntemidir. Bu kişiler kendilerini önemsenen “bilici” olduğunu zannetmekte. Bu her şeyi bilme “hastalığı” kişinin gençliğinde görüldüğü gibi ileri yaşlarının sonunda da görülmekte. Konuşma hastalığı çok bilende olduğu gibi az bilende de olmakta. Bunların dertleri bildiklerini ve sır olarak söylenenleri hemen her kese her ortamda anlatmadır. Eskilerin tabiriyle ağzında bakla ıslanmayana güvenilmediği ve devlet yönetiminde görev verilmediği de acı bir gerçek. 

Bugünlerde iletişim ve haberleşme organlarını göz ucuyla bile olsa izlemekteyiz. Topluma bilgi vermesi ve açıklama yapması için çağırılan konuşmacılara dikkat edin.  Çağrılan kimi şahıslar uzmanlık bilgilerinin dışındaki güncel toplumsal sorulara düşüncesizce yanıtlar vererek ne kadar sığ ve seviyesiz olduklarını göstermekte.

İçinde yaşadığımız sistemin bir ürünü olan bu eğitimsiz ve bilgisiz “diplomalıların” görüntüsü olup icraatı olmayan boş şişme maketten başka bir şey değil. Daha çok değil dün kimini göklere kimini yerin dibine geçiren bugün ne hikmetse şimdi tersini yapmakta. Keza güç ve iktidar erkinin verdiği arpalık ya da ağzına sürülen bir parmak bal onları mutlu etmiş. Günü kurtarayım derken kurulu sistemin çarkına ortak olmakta. Hele birde hızla güç/iktidara yanaşması ve dönen topaç misali yeni ortağını savunması bunun göstergesi olsa gerek.

“Haset kurbağa” öyküsünü bilirsiniz böbürlenip şişen, şimdilerde birileri ona benzemekte çenesine ve aklına hâkim olamadığı için şişmeye devam etmekte. Yıllardır uzmanlık alanı için saygı duyulan şahıslar şimdilerde mesleğine bile saygı duyulmayacak durumda. Oysa içinde bulunduğumuz toplum yapısı hala bu gibilerinin ‘tuzum var’ dediklerinde eline salatalık alıp önünde sıraya girmekte.

Ekonomik ve toplumsal bunalımların hiç eksik olmadığı günümüzde yeni yeni hastalıklar çıkmakta. Ebola ve C. 19 gibi bunların arasına bilmeden bilmeyi, yetkili olmadan yetkin olmayı, dün kara dediğine bugün ak diyeni çıkar ve menfaati için dönmenin bir bulaşıcı hastalık olduğu kabul edilir mi?

Not, 29 Ağustos 1991, Avcılar, Mehmet ÖNSOY. Toprağın bol olsun baba. Saygılarımla.

Yorumlar