İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Zeytinburnu Deneyi:

Zeytinburnu Deneyi:

İstanbul parsel parsel değil, sokak sokak mı dönüşmeli?

İstanbul’da kentsel dönüşüm denildiğinde gözümüzün önüne genellikle aynı görüntü geliyor… Bir apartman yıkılıyor, yanındaki bina yerinde kalıyor. Birkaç yıl sonra başka bir bina yenileniyor. Sokak aynı sokak, kaldırımlar aynı, otopark sorunu aynı, altyapı aynı… Sadece araya birkaç yeni bina eklenmiş oluyor.

Geçtiğimiz günlerde Zeytinburnu Seyitnizam Mahallesi’nden gelen haber bu nedenle dikkatimi çekti.

Üç sokakta 67 binanın eş zamanlı olarak dönüşüm sürecine girmesi söz konusu. Bölgede toplam 117 yapı bulunuyor -ki bunların 50’sinin dönüşümü daha önce tamamlanmış. Kalan 67 yapıda süreç devam ederken riskli yapı işlemleri tamamlanan 8 binada yıkıma başlanmış durumda. Çalışmalar “Yarısı Bizden” desteği kapsamında yürütülüyor.

Ben buna biraz da merakla “Zeytinburnu deneyi” demek istedim.

Çünkü İstanbul’un gerçekten ihtiyacı olan dönüşüm modeli acaba tam da burada mı saklı?

Bugüne kadar dönüşümün önemli bölümünü çoğu zaman tek parsel üzerinden konuştuk. Bunun anlaşılır nedenleri var elbette. Her binanın mülkiyeti farklı, maliklerin ekonomik koşulları farklı, anlaşma süreçleri farklı…

Tek binayı yenilemek zaten yeterince zorken onlarca yapıyı aynı anda harekete geçirmek çok daha karmaşık bir organizasyon gerektiriyor.

Ama mimari ve şehircilik açısından baktığımızda tek bina ölçeğinin ciddi bir sınırı var.

Bir apartmanı yenilediğinizde taşıyıcı sistemini daha güvenli hale getirebilirsiniz. O binanın girişini, otoparkını, asansörünü, enerji performansını iyileştirebilirsiniz. Fakat sokağı değiştiremezsiniz.

Yani, dar kaldırımı genişletemez, mahallenin yeşil alan ihtiyacını çözemez, trafik düzenini tek başınıza yeniden kuramazsınız. Altyapının kapasitesi yetersizse bir apartmanın sınırları içinde buna da çözüm üretemezsiniz.

İşte sokak veya ada ölçeğinde düşünmenin farkı burada ortaya çıkıyor.

Birden fazla parsel birlikte ele alınabildiğinde mimarın ve şehir plancısının önündeki seçenekler artıyor. Binaların birbirleriyle ilişkisi yeniden düşünülebiliyor; bina girişleri, açık alanlar, otopark çözümleri, yaya dolaşımı ve gerektiğinde ortak kullanım alanları daha rasyonel biçimde planlanabiliyor.

Ancak burada küçük ama önemli bir durum daha var.

Daha büyük ölçekte dönüşüm, otomatik olarak daha iyi şehircilik anlamına gelmez.

Eğer amaç yalnızca daha fazla metrekare üretmek ve mevcut yapıların yerine daha yoğun yapılar koymak olursa, adına ister sokak bazlı ister ada bazlı dönüşüm diyelim, sonuç yine aynı olabilir: daha çok nüfus, daha çok araç, aynı yollar ve aynı altyapı.

Bu nedenle mesele “kaç binayı aynı anda yıkıyoruz?” değil de o fırsatı nasıl kullandığımız olmalı.

Zeytinburnu örneğinin İstanbul açısından değerli tarafı da bence burada. Üç sokağın eş zamanlı dönüşümü yalnızca inşaat hızını artıran bir yöntem olarak görülmemeli. Aynı zamanda “Bu sokak dönüşüm bittikten sonra eskisinden daha iyi bir sokak olacak mı?” sorusunun cevabı aranmalı.

Daha güvenli bina elbette ilk şart. Bundan şaşamayız.

Ayrıca parsel parsel dönüşümde sık karşılaşılan bir sorun da şu: Bir bina yıkılırken hemen yanındaki bina hâlâ ayakta ve çoğu zaman içinde insanlar yaşamaya devam ediyor ve bu durum komşu bina açısından ilave risk yaratabiliyor.

Tek tek binaları kurtarmaya devam ederken bir yandan da sokağı kurtarmayı değendirmeliyiz.

Ezcümle, Zeytinburnu örneğinden hareketle İstanbul’un dönüşümünde artık bir sonraki aşamaya geçmenin zamanı; dündü.

İkinci en doğru zaman ise bugün.

 

Yorumlar