İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Demokratik irade

Demokratik irade

Bir ülke için en büyük sorun adalet sistemindeki adaletsizliklerdir. Toplum, yasalara sırtını dayayacağı inancını kaybederse hiçbir şeyinden emin olamaz. Çünkü toplumun en önemli güvencesi yasalardır. Yasaların uygulanışında ayrıcalık ve kayırma gibi hiç de adil olmayan uygulamaları görürse kendini güvende görmez. Ülke olarak içinde bulunduğumuz durum tam da budur.
Ülkemizdeki sorunları sıralamaya kalktığınızda en başa hukuk sistemini koyuyorsanız gerisini saymaya gerek yok demektir.
Başta düşünce ve ifade özgürlüğü olmak üzere basın özgürlüğünden sivil toplum kuruluşlarının düşüncelerini açıkça söylemelerine kadar muhalif her cümlenin sorgulandığı bir korku ikliminin içinden geçiyoruz. İnsanlarımız üç düşünüp bir konuşur hale geldiler. En basit eleştiri dahi hakaret muamelesi görmeye başladı. Düşüncenin suç sayıldığı algısı toplumu suskunluğa itmiş durumda. Ankara’da hak arama mücadelesi veren gaziler ve madencilerin günlerdir karşı karşıya kaldıkları durum ortadadır. Bu insanlar devletten ihale istemiyor. Emeklerinin karşılığını bekliyorlar.
Hukukun temel prensibi olan yasaların adil şekilde uygulanmasının, iktidarın keyfine kaldığı inancı toplumun sesinin kısılmasına neden olmuşsa hangi demokratik yolla hak mücadelesi verecek insanlar?
Ne Anayasa Mahkemesi ne de altına imza attığımız Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uyguluyoruz. Oysa yasalara doğru oldukları için değil yasa oldukları için uymamız gerektiğini unutuyor bizi yönetenler.
Kişilerin masumiyet karinelerini unutarak onları peşinen hükümlü ilan ediyoruz. Özel durumlar hariç, “tutuksuz yargılanma” ilkesini yok sayıyoruz. Daha dün tutuksuz yargılanmanın esas olması gerektiğini söyleyenler gelinen noktada dillerini yutmuşlar…
İktidarın küçük ortağı MHP, kendini güçlü gibi görse de sözünün pek de dikkate alınmadığının farkında değil. Açılım adı altında çıkarılan yasaların ilerde doğuracağı sorunların tek muhatabı gibi gösterileceğini göremiyor.    
Ülkeye barış ve demokrasiyi getirmek isteyenler, son günlerde gündemin başını tutan, adına “Kürt Sorunu” dedikleri sorunları çözmek için örtülü af yasaları çıkarmak yerine mevcut yasaları uygulama yoluna gidebilseydiler ülkenin demokratikleşmesi açısından daha yararlı işler yapmış olurlardı.
Devlet Bahçeli: "Selahattin Demirtaş evine, Ahmetler görevine” derken mevcut gerek yasaların ve gerek de anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasının gerektiğini söylemiyor muydu? Ne oldu?  Siz önce mevcut yasaların uygulanmasını sağlayın. Şayet anayasa hükümlerini tam anlamıyla uygulayabilseydik demokratikleşme sorunu büyük ölçüde çözülürdü.
Demek ki sadece yasalarla demokrasi ve barış gelmez ülkelere. Yasaları uygulayacak demokratik iradeye sahip yöneticiler de lazım.
Demokrasiye inanan iradeyi aramaya devam edeceğiz.

Yorumlar