İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Ebu Zuhur’un ardındaki asıl hedef: Türkiye’nin Suriye’deki yükselişi

Ebu Zuhur’un ardındaki asıl hedef: Türkiye’nin Suriye’deki yükselişi

İsrail’in Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü’nü vurması, yalnızca bir askerî tesisin hedef alınması olarak okunmamalı. Bu saldırının arkasında, Türkiye’nin Esad sonrası Suriye’de giderek artan askerî ve stratejik etkisine karşı İsrail’in geliştirdiği yeni güvenlik doktrini bulunuyor.

Saldırıdan yalnızca dört gün önce Mossad Başkanı Roman Gofman’ın Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani ile Türkiye’nin Suriye’deki askerî faaliyetlerini görüştüğünün ortaya çıkması dikkat çekici. Görüşmede Türkiye’nin Suriye ordusuna verebileceği silah, drone ve askerî destek konularının ele alındığı bildirildi. Ardından Ebu Zuhur vuruldu.

İsrail’in iddiası, Türkiye’nin Ebu Zuhur’a askerî personel ve radar konuşlandırmaya hazırlandığı yönünde. İsrail güvenlik kaynaklarına yakın medyada özellikle radar ve hava savunma kapasitesi vurgulanıyor. Çünkü İsrail açısından mesele Türk askerinin sayısından çok, Suriye’nin yeniden etkili bir hava savunma ağı kazanmasıdır.

Fakat burada çok önemli bir çelişki var. Ankara ve Şam kalıcı Türk üssü kurulmadığını söylüyor. Daha önemlisi, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Washington’un kendi istihbarat kurumlarına danıştığını ve İsrail’in Türk askerî konuşlanmasına ilişkin istihbaratını doğrulayamadığını açıkladı. Barrack ayrıca İsrail ordusu, Mossad ve Başbakanlık arasında iletişim problemi yaşanmış olabileceğini belirtti.

İşte krizin istihbarat açısından en kritik noktası burada.

Mossad ne gördü, ABD istihbaratı ne gördü?

İsrail gerçekten yanlış istihbaratla mı hareket etti, yoksa Türkiye’nin henüz gerçekleştirmediği ancak hazırlığını yaptığı bir konuşlanmayı “yaklaşan tehdit” olarak mı değerlendirdi? Açık kaynaklar bugün için kesin cevap vermiyor.

Ancak stratejik açıdan tablo çok net.

İsrail’in Suriye’deki eski güvenlik hesabı İran ve Hizbullah üzerine kuruluydu. Esad rejiminin devrilmesiyle İran’ın etkisi geriledi. Fakat ortaya çıkan boşluğu bu kez Türkiye doldurmaya başladı.

Ankara’nın Şam’la askerî iş birliği geliştirmesi, Suriye ordusunun yeniden yapılandırılmasına destek vermesi ve hava savunma/radar/İHA gibi alanlarda kapasite oluşturması, İsrail açısından yeni bir tehdit algısı yaratıyor.

Çünkü güçlü bir Türkiye destekli Suriye ordusu, İsrail’in Suriye hava sahasındaki hareket serbestisini sınırlayabilir.

Bu nedenle İsrail açısından Ebu Zuhur’un asıl önemi bugünkü kapasitesi değil, yarın oluşturabileceği kapasitedir.

Saldırı aynı zamanda Ankara’ya bir mesajdır:

“Suriye’de askerî nüfuzunuzu istediğiniz ölçüde genişletemezsiniz.”

Şam’a mesaj ise:

“Türkiye ile askerî entegrasyonunuzun İsrail açısından bir sınırı var.”

Washington açısından ise tablo daha farklı. ABD’nin hemen Türkiye-İsrail-Suriye arasında çatışmasızlık mekanizması kurmaya çalışması, Washington’un en büyük korkusunun İsrail ile Türkiye arasında doğrudan askerî çatışma çıkması olduğunu gösteriyor.

Finans ve enerji açısından da mesele önemlidir. Türkiye’nin Suriye’de etkisinin artması yalnızca askerî değil; yeniden yapılanma, ticaret, lojistik ve enerji koridorları anlamına geliyor. Suriye’nin gelecekte Türkiye üzerinden ekonomik sisteme bağlanması, Doğu Akdeniz ve bölgesel enerji yollarını da etkileyebilir.

Bu nedenle Ebu Zuhur’u bir hava üssü saldırısı olarak değil, İran sonrası Suriye’nin geleceği üzerinde başlayan Türkiye-İsrail rekabetinin ilk büyük işaretlerinden biri olarak görmek gerekiyor.

Asıl soru artık “İsrail neden Ebu Zuhur’u vurdu?” değil.

İsrail, Türkiye’nin Suriye’de İran’ın bıraktığı stratejik boşluğu doldurmasını engellemeye mi çalışıyor?

Eğer cevap evetse, Ebu Zuhur saldırısı bir başlangıçtır. Bundan sonraki kırılma noktası, İsrail’in başka bir Türk bağlantılı Suriye tesisini hedef alıp almayacağı olacaktır.

Çünkü ikinci saldırı gelirse mesele artık İsrail-Suriye gerilimi olmaktan çıkar; Türkiye ile İsrail arasında Suriye’nin gelecekteki güvenlik mimarisi üzerinde doğrudan güç mücadelesine dönüşür.

Yorumlar