İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Kıyılar kimin?

Kıyılar kimin?

Türkiye, klasik tabirle, üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke. Etrafımızı çevreleyen denizler ekonomimizde de önemli bir yer tutuyor. Turizm, ülke ekonomimizin belkemiğini oluşturan en önemli sektörlerden biri. Öyle ki, TÜİK’in 2026 2.çeyreğine dair yayınladığı verilere göre, ziyaretçilerden elde edilen turizm geliri 15,7 milyar dolara ulaştı. Ancak ülkemizde denizleri konuşurken sadece gelir kapısı olarak bakmamak gerekir. Halkımızın kıyılara erişimi, kıyı temizliği ve güvenliği tartışılması gereken elzem sorunlardır.

Özellikle İstanbul’da plajlardaki aşırı yoğunluk, hafta sonu ve resmî tatillerde denize girmenin çileye dönüşmesi sık sık gündeme geliyor. İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) yayımladığı verilere göre İstanbul’da 647 kilometrelik kıyı şeridinin yüzde 69’u erişilebilir durumda. Ancak bu veri pratikle uyuşmuyor. Çünkü, İstanbul’da kıyıya yaya olarak ulaşabilen kesim, İstanbul’un devasa nüfusunun yanında çok küçük bir sayı: 1,8 milyon kişi… Üstelik mesele kıyı şeridine ulaşmak ile de bitmiyor. İstanbul’da pek çok kıyı alanında denize girmek ve sahili özgürce kullanmak fiilen imkânsız. Galataport’un en büyük örneğini oluşturduğu özel yapılar, oteller, kıyıya eşit erişimi engelleyen faktörlerin başında geliyor.

Temel bir kent hakkına erişemeyen halkımız çareyi sınırlı sayıda bulunan erişilebilir kıyılara gitmekte buluyor. Bu yüzden Adalar’a giden vapur seferleri, 3.Bölgedeki plajlara giden otobüsleri yoğun görüyoruz. Burada çare seferleri arttırmak değil, kıyıları erişilebilir kılmaktır. Tatile gidemeyen, İstanbul’dan uzaklaşamayan vatandaş da denize girebilmeli.

Kıyıların erişilebilirliğini tartışırken öne çıkan diğer faktörler ise güvenlik ve temizlik. Pandemi sonrası gündemimize oturan müsilaj, Marmara Denizi için hala bir tehdit olmaya devam ediyor. Yetersiz denetimler nedeniyle kirlenen deniz suyu, sahillerde biriken çöpler ve kontrolsüz alanlar kıyı şeritlerini yurttaş için adeta kullanılamaz hale getiriyor. Kıyılarda can güvenliğini sağlamak, deniz suyunun ve kıyıların temizliğini denetlemek, kıyılara erişimle birlikte vatandaşın yaşam kalitesini de artıracaktır.

Geçtiğimiz günlerde bu konuya ilişkin dikkat çeken bir gelişme yaşandı. 9 Ağustos’ta Resmi Gazete’de yayımlanan değişikliğe göre; kıyı ve sahil şeritlerinin bakım, onarım, güvenlik, temizlik gibi süreçlerini belediyeler ve yerel idare birimlerinin yanında bakanlık da yürütebilecek. Düzenlemede kıyı şeridinin kamu yararına kullanımının sağlanması, vatandaşın ihtiyaçlarının karşılanması ve işgalin önlenmesi amaçlanıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın bu yetkiyi edinmesi teoride olumlu bir gelişme gibi görünüyor. Umuyorum ki yasa amacına uygun olarak uygulanır, kıyı ve sahillerimizin güvenlik ve temizliği sağlanır. Kıyılarımızın erişilebilirliği her vatandaşın temel hakkıdır.

Yorumlar