İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Sosyal medya ahlâkı

Sosyal medya ahlâkı

Gazi Mustafa Kemal Atatürk; “Hiçbir millet yoktur ki, ahlak esaslarına dayanmadan ilerlesin.”

Sosyal medya platformları toplumdaki ahlaki aşınmayı ve kutuplaşmayı gözlemleyebileceğimiz en görünür alanlardan biridir. Bunun için sadece yorumlara bakmak bile toplumun ruh hali hakkında önemli ipuçları vermektedir.

Son yıllarda ülke öylesine kutuplaştırıldı ki insanlar en ufak bir eleştiriye bile tahammül edemiyor. Yanlışlıkla bir paylaşıma yorum yaptıysanız ya da farklı siyasi görüşe ya da dini konulara eleştiri getirdiyseniz anında saldırılar başlıyor; hakaretler, küfürler, belden aşağı vurmalar…
İnsan, tanımadığı şahıslara sosyal medya üzerinden neden hakaret eder? Belki yüz yüze gelse saygı duyacağı bir insana neden belden aşağı vurmaya çalışır?

Gerçek hayatta sosyal baskı ve utanma duygusu insan davranışlarını sınırlar; ancak sosyal medya ortamında bu sınırlama büyük ölçüde kaybedilebiliyor. Kişi, karşısındakinin gerçek bir insan olduğunu unutuyor; onunla duygudaşlık kuramıyor. Saldırı güdüleri harekete geçiyor. Gerçek hayatta yapamadıklarını sosyal medya aracılığıyla ortaya döküp kendini tatmin ediyor.
Örnek: Bir erkek hiç tanımadığı yaşlı bir kadınla gerçek hayatta ters düşse ona, “sen soyun da biz seni seyredelim,” der mi? Ya da bir erkeğe, “g.t görmek istiyorsan aynaya bak,” diyebilir mi?

Çok istisnai bir durum olmadıkça diyemez; çünkü bir insanın gözünün içine baka baka böylesine ağır hakaretler de bulunmak hukuki hatta bazen fiziki sonuçlar doğurabilir. Bunu da herkes göze alamaz. Ama sosyal medyada atış serbest; vur vurabildiğin kadar…
Biz burada konuyu uzmanına bırakalım ve sosyal medya saldırılarının altında yatan gerçekleri psikiyatrist psikoterapist Onur Okan Demirci’den okuyalım. Şöyle açıklıyor:

“… Antisosyal kişilik özellikleri, yetersizlik düşünceleri, duygu ve hisleri, yeterince iyi olamama, kendini kanıtlama çabası ve özgüven eksikliği. … Sosyal medya saldırılarının en şiddetli olanları ise genellikle toplu linç hareketi ile başlatılan paylaşımlardır. Bu tür paylaşımlarda arkasına bir kitle topladığını düşünen sosyal medya hesapları, hedeflediği amaç doğrultusunda paylaşımlar yaparak ilkel beyin yapıları ile hareket eden öfkeli bir topluluğu peşinden sürükler. Ortak kaygılar taşıyan bu topluluk, dürtüsel hareketleri sonucunda kendilerine veya başkalarına zarar verebilmektedir.”

Toplu linç hareketlerinin önemli unsurlarından biri de organize biçimde hareket eden ve siyaseten maaşa bağlanmış olan sosyal medya trol hesaplarıdır. Kazayla bir paylaşıma yorum yapın, onlarca insan aynı anda saldırıyor; üstelik bu trol hesaplarının çoğu ya kilitli ya da gizli hesaplar.

Psikiyatrist Okan Demirci, Yetersizlik ve öfke duygularını, kendi hayatında başarısız veya mutsuz olan bireylerin, bu açığı başkalarını küçültüp üstünlük kurarak kapatmaya çalışmasıyla açıklamaktadır.

Ne yazık ki siyasi kamplaşma, sosyal medyadaki hakaret dilini daha da beslemektedir. Farklı görüşteki bazı kullanıcılar kendileri gibi düşünmeyenleri düşman olarak görüp ağır hakaretleri meşru sayabilmektedir. Bu kişiler şikâyet edildiğinde sosyal medya platformlarından “topluluk kurallarımızı ihlal etmemektedir,” tarzında cevaplarla karşılaşılmaktadır. Yani “hakaret eden hakaretlerine devam edebilir,” demenin yapay zekâ sürümü.

Sosyal medyadan tamamen uzak durmak herkes için mümkün olmayabilir. Ancak hakaret kültürüne teslim olmamak, hukuki hakları kullanmak, kışkırtmalara kapılmamak ve saygılı bir iletişim dili kullanmak vatandaşlık gereğidir.
Bu arada hakkını aramak isteyen sosyal medya kullanıcıları için çeşitli yasal yolların olduğunu da hatırlatmakta yarar var. Yani Türk yargısında meydan o kadar da boş değil.

Yazıyı yine Büyük Önder’in sözüyle bitirelim:

“Ahlakın millî, toplumsal olduğunu söylemek ve ortaklaşa vicdanın bir ifadesidir demek, aynı zamanda ahlakın mukaddes sıfatını da tanımaktır. Ahlak mukaddestir; çünkü aynı kıymetle eşi yoktur ve başka hiçbir çeşit kıymetle ölçülemez.”

Ahlaklı kalın, ahlakla kalın.

Yorumlar