İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

İstanbul'da trafiğin sonu gelmiyor

İstanbul'da trafiğin sonu gelmiyor

Trafik artık kabullendiğimiz, sitem etsek de kaçamayacağımızı bildiğimiz bir hal aldı İstanbul’da. Trafiğin bu denli büyük bir soruna dönüşmesinin birçok sebebi var. Kontrolsüz nüfus artışı, plansız kent yapılaşması, sürekli artan araç sayısı, toplu taşıma sistemlerinin yetersiz kalması ilk akla gelen nedenler…

İstanbul hem jeopolitik konumuyla hem ekonomik gücüyle her zaman çekici bir şehir oldu ve bugün artık bölgesel boyutta bir megakent. TÜİK 2025 verilerine göre İstanbul tek başına Türkiye ekonomisinin %29,2’sini oluşturuyor. Ayrıca İstanbul 16 milyonluk nüfusuyla Avrupa’nın en kalabalık kenti unvanını da taşıyor.  Böyle bir şehrin trafik sorunu yaşaması kaçınılmaz, ancak İstanbul artık bu yükü kaldıramadığının sinyallerini de veriyor.

İstanbul’da ulaşımı çileli hale getiren trafik sadece yüksek nüfus ile açıklanamaz. İstanbul’da uzun yıllara dayanan bir yanlışın da etkisi var: plansız kent yapılaşması. Şehrin silüetine, tarihi ruhuna uymayan yapılar ve demiryollarından 50’lerden sonra vazgeçilmesi İstanbul’a dönülmez zararlar verdi. 50’lerden bugünlere atılan yanlış adımların ardı arkası kesilmedi. Nitekim 2017’de bu konuda bir itiraf Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan gelmişti: “İstanbul müstesna bir şehir ama biz kıymetini bilemedik, ihanet ettik. Ben de bundan sorumluyum.”

Trafik sorununu kamçılayan bir başka etken ise toplu taşımanın yetersizliği. Toplu taşımanın konforsuzluğu ve aksaklıkları İstanbulluları ya otomobil ya da motosiklet kullanmaya itiyor. Bu durum trafiği kitlemekle kalmayıp otopark yetersizliği yüzünden kaldırımları dahi işgal edilen, yayaların bile yürüyemediği bir şehir görüntüsü ortaya koyuyor. 

İstanbul’da durum kaotik görünüyor ancak çözümsüz değil. Çözüm; İstanbul’u otomobil odaklı şehir planlamasından kurtarıp demiryolu ağlarını, konforlu toplu taşımayı merkeze alan bir kentleşme anlayışına geçmekte yatıyor. Yetkililerin yurttaş odaklı bir şehir planlaması yapması gerekiyor. Çünkü tarihi ve ruhuyla hepimizin göz bebeği İstanbul da İstanbullular da daha iyisini hak ediyor.

 

 

Yorumlar