İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

2 Temmuz 1993...

2 Temmuz 1993...

Takvimler dün 2 Temmuz'u gösterdi.

Tam otuz üç yıl önce, Sivas'ta Madımak Oteli'nin önünde yükselen alevler yalnızca bir binayı değil; insanlığı, vicdanı, birlikte yaşama kültürünü ve ülkemizin ortak geleceğine duyulan güveni de derinden yaraladı.

O gün hayatını kaybeden şairleri, yazarları, sanatçıları, düşünürleri ve otel çalışanlarını saygı, rahmet ve özlemle anıyoruz. Onların bıraktığı eserler, düşünceleri ve insan sevgisi bugün hâlâ yaşamaya devam ediyor.

2 Temmuz 1993, Türkiye tarihinin kara lekelerinden biridir. Bu acıyı unutmamak; öfkeyi büyütmek için değil, benzer acıların bir daha yaşanmaması için hafızamızı diri tutmak adına bir sorumluluktur.

Çünkü unutulan acılar, tekrarlanma riski taşır.

Türkiye, farklı inançların, farklı kültürlerin ve farklı kimliklerin yüzyıllardır bir arada yaşadığı kadim bir ülkedir. Bu toprakların zenginliği de tam olarak buradan gelir. Hiç kimsenin inancı, mezhebi, etnik kökeni ya da yaşam biçimi nedeniyle ötekileştirilmediği bir ülke, hepimizin ortak özlemidir.

Artık Alevi-Sünni ayrımının konuşulmadığı, insanların yalnızca insan olduğu için değer gördüğü; kimsenin kimliğinden dolayı hedef alınmadığı bir Türkiye'yi inşa etmek zorundayız. Çünkü aynı bayrağın altında yaşıyor, aynı acılarda gözyaşı döküyor, aynı umutlarla geleceğe bakıyoruz.

Toplumu ayrıştıran nefret dili yerine; birbirini anlamaya çalışan, farklılıkları zenginlik olarak gören bir anlayış hâkim olmalıdır. Demokrasi, hukuk devleti ve laiklik ilkeleri, ancak herkes için eşit yurttaşlık bilinciyle güç kazanabilir.

Madımak'ta yitirilen canlar bize çok ağır bir ders bıraktı.

O ders şudur: Fanatizm, nefret ve gericilik; yalnızca hedef aldığı insanlara değil, bütün bir topluma zarar verir. Düşüncenin, sanatın ve özgürlüğün susturulmaya çalışıldığı her yerde insanlık kaybeder.

Bu nedenle çocuklarımıza kin değil hoşgörüyü, ayrımcılık değil kardeşliği, öfke değil sevgiyi miras bırakmalıyız.

Bugün yapılması gereken, geçmişin acıları üzerinden yeni kutuplaşmalar üretmek değil; ortak vicdanda buluşarak geleceği birlikte kurmaktır. Çünkü bu ülke, acıları paylaşabildiği ölçüde güçlenecek; farklılıklarını zenginlik olarak görebildiği ölçüde büyüyecektir.

2 Temmuz'u unutmayacağız.

Ama onu yalnızca bir matem günü olarak değil; barışın, birlikte yaşamanın, eşit yurttaşlığın ve insan olmanın değerini yeniden hatırlatan bir gün olarak hafızamızda yaşatacağız.

Dileğimiz; bir daha hiçbir annenin evladını nefret yüzünden kaybetmediği, hiçbir sanatçının düşüncesi nedeniyle hedef gösterilmediği, hiçbir yurttaşın inancı sebebiyle ayrımcılığa uğramadığı bir Türkiye'dir.

 

Madımak'ta yaşamını yitiren tüm canların aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyor; ülkemize barışın, kardeşliğin, adaletin ve huzurun egemen olduğu yarınlar diliyoruz.

Yorumlar