İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Yeniden...

Yeniden...


 

Uzun bir aradan sonra içimdeki meslek heyecanı yeniden canlandı. Sevgili kardeşim Mehmet Mert’in desteğiyle bu isteğim karşılık bulunca tekrar yazmaya başladım. Rabbim nasip ederse, bugünden itibaren belirli aralıklarla Damga Gazetesi’nde, dünyadan ve ülkemizden farklı konuları seçerek, geçmişte edindiğim tecrübelerle geleceğe dair faydalı olabilecek değerlendirmeler yapacağım. Neler olduğunu ve nelerin olması gerektiğini sizlerle paylaşacağım. Katkılarınızı beklerim. Hadi, Bismillah!

Yurtdışındaki “Biz”
Amerika’yı çok iyi tanıyan bir kardeşiniz olarak, öncelikle bu ülkedeki “Biz”den, yani Türklerden ve devletimizin yaptıklarından bahsedeceğim. Amerika’daki “Biz”i birkaç kelimeyle anlatmam elbette mümkün değil. Her yazımda kısa kısa farklı konu başlıklarıyla önemli gelişmeleri aktaracak ve değerlendireceğim. Son 5 yılda Amerika’daki Türkler ve devletimiz çok güzel işler yapıyor. Özellikle Dışişleri Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın faaliyetleri mutlaka bahsedilmeli. Başkonsolosluklar, TARF (Turkish American Religious Foundation), TASC gibi kurumlar arı gibi çalışıyor. Bir sonraki yazılarımda tek tek anlatacağım. Ayrıca, insanın yurtdışına çıktığında nasıl farklı, ülkesine döndüğünde nasıl farklı biri olduğunu ve neler yaptığını da sizlere aktarmaya çalışacağım

Türkiye’deki “Biz”
Ülkemizdeki “Biz”in bence en büyük problemi “Güvensizlik.” Deneyimlerim gösteriyor ki her üç kişiden ikisi ciddi güven problemi yaşıyor. Bu sorun ileride büyük sıkıntılara yol açacak ve insanlar robotlara adanmış bir hayat yaşamaya başlayacak. Teknoloji şirketleri de yatırımlarını insansız robotlu ve güvenli bir gelecek için yapıyor. Türkiye’deki “Biz”den zaman zaman ilginç örnekler vererek neler olduğunu ve nelerin doğru olabileceğini anlatmaya çalışacağım.

Sanal Gelecek
Bugün yaptıklarımız geleceği şekillendirecek. Kendini iyi kodlayan, gelecekte rahat edecek. İster sanal ister geleneksel hayat tercih edilsin, bir şeyi iyi yapmadan gerçek anlamda toplumda iz bırakmak mümkün değil. O şey samimiyet. İyilik yapan ve kendisi olmaya çalışan herkes, her iki dünyada (geleneksel ve sanal) seven ve sevilen olmayı hak ediyor. Bunların örneklerini de nasip olursa gelecekte paylaşacağım.

Zaman “Zaman su gibi akıyor” sözü çok doğru. Gerçekten zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz. Önemli olan, suyun aktığı yer, yani varacağı hedeftir. Doğru zamanda doğru işler yapanlar için zamanın getirdikleri, götürdüklerinden fazla olacaktır; bunu yaşayanlar görecek. Ben kendi adıma zamanı iyi değerlendirmeye, akan suyun doğru adrese varması için çaba göstermeye devam edeceğim. Bu dileklerle tekrar görüşmek üzere...

Yorumlar