İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Mutlak Butlan bahane

Mutlak Butlan bahane

Kurban Bayramı’nı insanlara zehreden zihniyetin asıl hedefinin cumhuriyeti ortadan kaldırmak olduğunu düşünenlerdenim. Kim ne derse desin CHP için verilen “mutlak butlan kararı” bunun işaret fişeğidir.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), Anayasanın 79. Maddesi çok net olarak ortadayken Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin kararına karşı yapılan itirazı reddetti. Şöyle diyor anayasamızın 79. Maddesi: “Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikayet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin seçim tutanaklarını ve Cumhurbaşkanlığı seçim tutanaklarını kabul etme görevi Yüksek Seçim Kurulunundur. Yüksek Seçim Kurulunun kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz.” diyor.

Kısacası siyasi partilerin mahalle seçimlerinden başlamak üzere kongrelerine kadar yapılacak tüm seçim sürecinin tek yetkilisi YSK’dır. YSK’dan alınan mazbata ile genel başkan olunur.

Bırakalım CHP’lileri, aklıselim vatandaşlarımız da “mutlak butlan”ın siyasi bir karar olduğu konusunda hemfikirler. Yapılan en son mahalli seçimlerde birinci parti olan CHP’nin önünü kesmek için yargının kullanıldığına inanıyorlar. Toplumdaki genel algı budur…

Bütün bunların üstüne, bir de CHP Genel Merkezin boşaltılması ve Kılıçdaroğlu’na(kayyıma) teslim edilmesi için emniyet güçlerinin kullanılması ve binanın savaş alanına döndürülmesine neden olmak, Kemal Kılıçdaroğlu taraftarlarını da isyan ettirdi. Hangi siyasi parti olursa olsun polis zoruyla ele geçirilmemelidir. Sonuçta bu insanlar ikna edilebilirdi. Ama Kemal Kılıçdaroğlu’nun acelesi olmalı ki derhal binanın emniyet güçleri vasıtasıyla boşaltılmasını istiyor…

Adalet Bakanı Akın Gürlek ve AKP sözcüsü, ortada bir mahkeme kararı olduğunu ve herkesin saygı duyması gerektiğini söylüyor. Anayasa Mahkemesi’nin verdiği birçok kararı uygulamayanların “mutlak butlan kararı” için mahkeme kararı deyip herkesin uyması gerektiğini söylemeleri inandırıcı olmaktan uzak kalıyor.

Kılıçdaroğlu’nun görüşme, uzlaşma için görevlendirdiği milletvekillerinin genel merkeze, arkasında kim olduğu belli olmayan kriminal tiplerle, sabahın yedisinde gelmelerinin anlamı nedir?

Toplum, gelinen noktada Kemal Kılıçdaroğlu’nun uygulamalarına bakınca, genel başkanlığı süresince asıl hedefinin iktidar olmak değil, muhalefet olarak durumu idare etmek olduğunu düşünüyor. Anlayacağınız onun da iktidarın bir aparatı olduğuna inanıyor.

Toplumdaki bu algının doğru ya da yanlışlığını bir yana bırakırsak, Kemal Kılıçdaroğlu bütün bu olumsuz algıları dağıtma şansını kullanmadı. Mutlak butlan kararı açıklandığında en yakın bir tarihi olağanüstü kongre tarihi olarak ilan etseydi, kişisel itibar kaybının önüne geçip siyasi kahraman olabilirdi.

Gelinen noktada iki şeyi görmek zorundayız. Birincisi, AKP ve MHP dışındaki bütün partiler, “mutlak butlan kararının” demokrasiye vurulan bir darbe olduğu konusunda hemfikirler. İkincisi, mutlak butlanla açılan bu yol, siyasi partileri ve demokrasiyi ortadan kaldırmanın aracına dönüşür.

Anlayacağınız, ülkemiz siyaseti yargı yoluyla dizayn edilmek isteniyor. Siyasi partiler için anayasaya rağmen, YSK dışındaki mahkemelerin karar vermesinin yolunun açılması, demokrasiden oligarşiye geçilmesini isteyenleri cesaretlendirir. Bütün bunları kurgulayanlar unutmasınlar ki Türk toplumu oligarşiye geçit vermez…

Yorumlar