İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Bağımsızlık ekonomiyle başlar

Bağımsızlık ekonomiyle başlar

“Tam bağımsızlık ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür.”
 

Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözü, aradan geçen onca yıla rağmen hâlâ yolumuzu aydınlatıyor. Çünkü bir ülkenin gerçek anlamda özgür olabilmesi, yalnızca sınırlarını korumasıyla değil; üreten, kendi kendine yeten ve vatandaşına refah sunabilen bir ekonomik yapıya sahip olmasıyla mümkündür.
 

Bugün dünyada siyasi gücün en önemli dayanağı ekonomik güçtür. Sanayisi güçlü, tarımı sağlam, teknolojisi gelişmiş ülkeler kendi vatandaşlarına daha iyi bir yaşam sunmakla kalmıyor; uluslararası arenada da söz sahibi oluyor. Ekonomik olarak dışa bağımlı ülkeler ise aldıkları her kararda başka ülkelerin etkisini hissetmek zorunda kalıyor.
 

Türkiye’nin de önündeki en önemli hedef, üretim gücünü artırarak ekonomik bağımsızlığını pekiştirmektir. Kendi çiftçisini destekleyen, sanayicisinin önünü açan, genç girişimcilerine fırsat sunan bir ülke; yalnızca büyümez, aynı zamanda geleceğini de güvence altına alır.
 

Ne yazık ki son yıllarda yüksek enflasyon, artan hayat pahalılığı ve döviz kurlarındaki dalgalanmalar vatandaşın alım gücünü önemli ölçüde azalttı. Market raflarında her gün değişen fiyatlar, kiralardaki artış ve temel ihtiyaçlara ulaşmanın zorlaşması, ekonomik bağımsızlığın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösteriyor.
 

Çünkü ekonomik bağımsızlık sadece devletin meselesi değildir; vatandaşın sofrasındaki ekmek, cebindeki para ve geleceğe dair umududur. Üreten bir ekonomi varsa iş vardır, aş vardır, huzur vardır.
 

Tarımda kendi kendine yetebilen, sanayide katma değer üreten, teknolojide dışa bağımlılığı azaltan bir Türkiye, ekonomik olarak da, siyasi olarak da daha güçlü olacaktır. Savunma sanayisindeki yerli atılımlar bunun en somut örneklerinden biridir. Kendi teknolojisini geliştiren bir ülke, kararlarını da daha özgür alabilir.
 

Bugün gençlerin beklentisi, emeklerinin karşılığını alabildikleri, gelecek kaygısı taşımadıkları bir ülkede yaşamaktır. Bunun yolu da güçlü ekonomiden geçiyor. Ekonomisi güçlü olan ülkelerde beyin göçü azalır, umut artar.
 

Bağımsızlık yalnızca bayrakla, marşla ve sınırlarla korunmaz. Bağımsızlık; tarlada üreten çiftçinin, fabrikada çalışan işçinin, dükkânını açık tutmaya çalışan esnafın ve geleceğini kurmak isteyen gencin emeğiyle yaşatılır.
 

Unutmayalım ki ekonomik olarak güçlü olmayan bir ülkenin siyasi bağımsızlığı da her zaman risk altındadır. Gerçek bağımsızlık, kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomiyle başlar. Ve güçlü Türkiye’nin yolu da üretmekten, çalışmaktan ve ekonomik özgürlüğü sağlamaktan geçer.

Yorumlar