İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Gün gelir benden gidersen

Gün gelir benden gidersen

Biter her şey, gün gelir el olur en değerlilerin ve en kıymetlilerin çeker gider. Gün olur yanında, yamacında ve yanında can bildiklerin arkasını döner. Aşk sevgi bağı ile bağlandıkların gün gelir düşman olur.  Ve o vazgeçilmez sandığın insanlardan eser kalmaz hepsi yabancılaşır seni tanımaz olur. Sevdan heba olur zamanın ziyan olur. Tek cümle dökülür dudakların arasından “keşke”

Ah o keşleler! Keşke bu kadar kıymet vermeseydim. Keşke bu kadar sevmeseydim. Keşke onu tanımasaydım. Keşke hiç görmeseydim. Keşke sokağı keşke evi keşkeler sıralanır gider öylesine. Ve geriye kalan keşkelere bürünmüş koskoca bir hiç kalır gönülde. Keşke dediğimiz aslında bir pişmanlıktan, mutsuzluktan ve hayal kırıklığından ibaret somut bir yaşanmışlıklardır.

Aşk çiçek isimleriyle başlayan hayvan isimleriyle biten bir süreçten ibarettir demiş bir düşünür. Herkes için geçerli değil elbette ama genellikle süreç çıkmazlara girince bunlar kaçınılmazdır. Bir bireyin kendisini bir gruba, topluluğa, mekâna veya insana bağlı, yakın ve o bütünün parçası olarak hissetmesi durumu kaybolunca yani aidiyet duygusu dediğimiz duygu kaybolunca ilişkilerde

Deformasyona bağlı psikolojik pişmanlıklar başlar. Aşk, duygu, sevgi vefa biter ve ayrılıklar kaçınılmaz olur.

Sevgi başlangıcında başlayan sevgi sözcükleri, değerler ve methiyeler kaybolur. Sevgi sözcüklerinin yerini bir zamanlar aşkla saygıyla bağlandın o insan yabancılaşır ve el olur. Kaçamaklar başlar o mutlu olduğun can bildiğin hayat arkadaşı bildiğin insandan. Ne vefa kalır ne sefa. Bunların yerini cefa ve pişmanlıklar alır. Tek bir şey kalır geriye koskoca bir hiç. Yaşamak ve hatırlamak istemediğin hatırlara gark olur duygular. 

Her şeyi anlarsın kabullenirsin ama nankörlüğü asla! Heba ettiğin yıllara acımak gelir içinden. Kimse umurunda olmaz. Ve herkese hesap vermek zorundasın bu zaruridir. Bir suçlu gibi orada döner durursun. Kabahatin büyüğü ondadır suçlu sen olursun. Kalbindeki yarayı ve acıyı kimse bilemez ve paylaşamaz. Sen üzgün mutsuz halinle kalırsın.
 

Mutsuz hayat, ekmekte tuz yemekte tat olmamakla eşdeğerdir. Hayatın tadı kaçmıştır bir kere. Defalarca denesen de  aynı tadı aynı lezzeti almazsın. Biten bitmiştir giden gitmiştir geri getirmek aynı aşkı ve heyecanı yaşaman mümkün değildir. Ederi kadardır senden geriye kalanlar. Artık ne sen ona ayak uydurura bilirsin ne o sana. Bir efsanenin son demleridir yaşanılan. 
 

Yazımda maksat aile birliği ile huzursuz bir birliktelik değildir. Aslolan bu birlikteliği ömür boyunca sürdüre bilmektir. Hayatı, kederi ve cefayı sevgiyle saygıyla yüklene bilmektir. Çok çabuk geçiyor zaman. Sevdiklerimize sımsıkı sarılıp onların varlığıyla mutlu olalım. Sadece yaşayıp yolcu olarak geçtiğimiz şu hayata bir sevgi bırakalım. 

“Ben ölünce bir elimi tabutun dışında bırakın. Görsünler ki cihanın hükümdarı Kanuni bile bu dünyadan eli boş gitmiş" diyen padişahın sözüne istinaden yüreğimizde sevgiyi, kalbimize merhameti ve herkese şefkati eksik etmeyelim. Gün gelir sevgi kazanır. Unutmayalım! Gün gelir vade dolup ömür bitince sen yaptıklarında yaşayacaksın bu dünyada. Adın, şanın ve namın dünyada bıraktığın iyiliklerle ve güzelliklerle anılacak. Bir iz bırak şu fani dünyaya iyiliğe, güzelliğe ve merhamete dair. Unutma sakın! “Yaşadığın kadar varsın bu hayatta.”

Sağlıcakla…

 


 

 

Yorumlar