İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Modern çağın dijital uyuşturucuları

Modern çağın dijital uyuşturucuları

Bugün modern çağın en büyük tehlikelerinden biri artık sokakta değil; cebimizde, ekranlarımızda ve parmaklarımızın ucunda yaşıyor. Üstelik bu tehlike sessiz ilerliyor. Ne dumanı var ne kokusu… Ama etkisi, toplumun değer yargılarını yavaş yavaş felç edecek kadar güçlü. Adı: dijital uyuşturucu.

Dijitalleşme hayatı kolaylaştırdı, iletişimi hızlandırdı, bilgiye ulaşmayı erişilebilir hale getirdi. Ancak aynı dijital dünya, toplumların neye ilgi duyduğunu, neyi alkışladığını ve hangi değerleri yücelttiğini de çıplak biçimde ortaya koydu.

Bugün ekranlarda milyonlarca insanın izlediği içeriklere baktığımızda karşımıza çoğu zaman üretim değil gösteriş çıkıyor. Bilgi değil absürtlük… Emek değil teşhir… Derinlik değil dikkat çekme çabası…

Aslında insanları öfkelendiren yalnızca bazı isimlerin şöhreti değil; o şöhretin arkasındaki büyük adaletsizlik hissidir. Çünkü toplumun bir kesimi yıllarca okuyarak, çalışarak, üreterek ayakta kalmaya çalışırken; hiçbir niteliği olmayan, tek sermayesi lüksü abartılı biçimde sergilemek olan kişiler kısa sürede büyük servetler kazanabiliyor.

İşte tam da burada toplumsal vicdan yara alıyor.

Çünkü insanlar artık şunu sorguluyor: “Gerçekten emek vermek hâlâ değerli mi?”

Eskiden başarı ile emek arasında güçlü bir bağ vardı. Saygı; bilgiye, ahlaka, üretime ve mütevazılığa duyulurdu. Ün, bir başarının ödülüydü. İnsanlar bir eser ortaya koydukları, topluma fayda sağladıkları ya da bir alanda iz bıraktıkları için tanınırdı.

Bugün ise durum giderek değişiyor.

Toplumsal değerleri sarsan paylaşımlar, absürt davranışlar, utanma duygusunu yok eden görüntüler ve sıradanlığı yücelten içerikler milyonlarca kişiye ulaşıyor. Ekran başında birkaç saniye izlenen anlamsız videolar devasa gelirler üretiyor.

Bu sadece kültürel bir dönüşüm değil; aynı zamanda bir değer çürümesidir.

Çünkü bir toplumda utanma duygusu kazanç kapısına dönüşmüşse, orada emek can çekişiyor demektir.

Dijital dünyada en değerli şey para değildir. Asıl sermaye insanların ilgisidir. Algoritmalar da tam olarak bu ilgiyle beslenir. Biz neyi izlersek, neyi büyütürsek, neye prim verirsek dijital dünya onu çoğaltır.

Bu yüzden mesele yalnızca içerik üreticileri değildir. Asıl mesele, toplum olarak neyi izlemeyi tercih ettiğimizdir.

Çünkü nitelikli bir işi anlamak emek ister. Düşünmek gerekir, okumak gerekir, sorgulamak gerekir. Ama absürt ve niteliksiz içerikleri tüketmek için yalnızca nefes almak yeterlidir.

Modern çağın dijital uyuşturucuları tam da bu yüzden bu kadar güçlüdür. İnsanları düşünmekten uzaklaştırır, üretmekten koparır ve kolay tüketilen bir dünyanın içine hapseder.

Belki de artık şu soruyu daha yüksek sesle sormanın zamanı gelmiştir:

Biz gerçekten neyi büyütüyoruz?

Yorumlar