İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Mayıs hoş gelse bile...

Mayıs hoş gelse bile...

Mayıs kapınızı çalıp hoş geldi dese de, İstanbul'da pencereden dışarı baktığınızda gördüğünüz manzara, beklediğiniz o neşeli bahar tablosundan biraz farklı olabiliyor. Hani derler ya, "Nisan yağmurları Mayıs çiçekleri açtırır" diye; bizim buralarda sanki Nisan, Mayıs'ı da yanına alıp gitmiş, geride gri gökyüzü ve serin bir rüzgar bırakmış gibi.

Normalde bu zamanlar, Boğaz'ın lacivert sularına vuran güneş parıltısıyla, sahilde yürüyenlerin ince hırkalarını çıkarıp attığı anlarla dolu olurdu. Şimdi ise, elde sıkıca tutulan bir şemsiye, aniden bastıran sağanaklara karşı bir savunma mekanizması halini almış durumda. İnsan, "Nerede o kiraz ağaçlarının beyaza büründüğü, eriklerin dallarda olgunlaşmaya başladığı, içimizi ısıtan bahar esintisi?" diye sormadan edemiyor.

Pazar sabahı kahvaltısı için balkona attığımız adımlar, serin havayla birlikte içeri geri çekiliyor çoğu zaman. Yazlık kıyafetler dolabın kuytu köşelerinde Mayısta da beklemeye devam ederken, kışlık battaniyeler hâlâ salonun baş köşesinde misafir ağırlıyor.

Belki de doğa bize bir mesaj veriyordur. Belki de bu telaşlı şehirde biraz durup, mevsimlerin döngüsüne, sabrın ve beklemenin bazen ne kadar değerli olduğuna dikkat çekiyordur. Her bir yağmur damlası, toprağın susuzluğunu giderirken, belki de bizim de içimizdeki o acele etme hissini biraz olsun törpülemeye, her güzelliğin kendi vaktinde geleceğini hatırlatmaya çalışıyordur.

Umutla bekliyoruz ki, Boğaz'ın o bildiğimiz neşeli meltemleri, güneşin iç ısıtan ışıkları çok geçmeden yüzümüze çarpsın. Kahvelerimizi dışarıda keyifle yudumlayacağımız, vapurların arkasında martılarla yarışacağımız günler yakın olsun. Şimdilik, bu serin Mayıs günlerinde bile, İstanbul'un kendine has o melankolik güzelliğinin tadını çıkaralım. Çünkü biliriz ki, bu şehrin her hali ayrı bir hikaye, her mevsimi ayrı bir şarkıdır. Ve bu hikayenin en güzel melodileri, sabrın sonunda çalınır.

 

Yorumlar