İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

MESEM’li çocuk işçiler

MESEM’li çocuk işçiler

1 Mayıs Emek ve dayanışmanın gününde meydanlarda alın teri, hak arayışı ve adalet konuşuldu. Ama gözden kaçan, sesi yeterince duyulmayan bir kesim vardı: Çocuklar. Özellikle de Mesleki Eğitim Merkezleri, yani MESEM kapsamında çalışan çocuklar…
 

Kağıt üzerinde “eğitim” olarak görülen bu sistem, sahada çoğu zaman ağır bir gerçekliğe dönüşüyor. 14-15 yaşındaki çocuklar, daha oyun çağını tam bitiremeden iş hayatının içine itiliyor. Sabahın erken saatlerinde servis bekleyen, akşam yorgun argın evine dönen bu çocuklar, ne tam öğrenci ne de tam işçi sayılıyor. Ama yaşadıkları zorluklar, yetişkin işçilerden bile ağır olabiliyor.
 

MESEM’in amacı elbette gençlere meslek kazandırmak, kimse buna itiraz etmiyor. Ancak bu çocuklar gerçekten eğitim mi alıyor, yoksa ucuz iş gücü olarak mı görülüyor? Atölyelerde, sanayi sitelerinde, kuaförlerde, restoran mutfaklarında geçirilen uzun saatler… Sigorta var deniyor ama denetim yetersiz. Eğitim var deniyor ama çoğu zaman teorik bilgi geri planda kalıyor.
 

1 Mayıs’ta emeğin kutsallığını konuşurken, çocuk emeğinin görünmezliğini görmezden gelemeyiz. Çünkü bu çocuklar çoğu zaman şikayet edemiyor. Aileler ekonomik zorluklar nedeniyle sessiz kalıyor. İşverenler ise bu sistemin açıklarından faydalanabiliyor.
En acısı da bu çocuklar hayal kuramıyor. Üniversite hedefi olan bir genç, kendini bir anda torna tezgahının başında buluyor. Doktor, mühendis, öğretmen olmak isteyen bir çocuk; “en azından bir mesleği olsun” cümlesinin içine sıkışıp kalıyor. Oysa mesele bir meslek sahibi olmaktan öte, insanca koşullarda büyüyebilmek.
 

Son yıllarda yaşanan iş kazaları, MESEM gerçeğini daha da sert bir şekilde yüzümüze çarpıyor. Henüz çocuk yaşta hayatını kaybedenler… Yaralananlar… Sessizce istatistiklere dönüşen hayatlar… Bunlar kader değil, sistem sorunudur.
 

Çocukların çalışmak zorunda kaldığı bir düzende, emek bayramını ne kadar kutlayabiliriz?
Gerçek bir 1 Mayıs; çocukların iş yerlerinde değil, okullarda olduğu, atölyelerde değil, hayallerinin peşinden koştuğu bir Türkiye ile mümkün olacak.
 

Çünkü çocukların yeri üretim bandı değil, geleceğin kendisidir.

Yorumlar