İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Enflasyon düştü deniyor ama her şey pahalanıyor

Enflasyon düştü deniyor  ama her şey pahalanıyor

Elektrik ve doğal gazda konut abonelerine ortalama yüzde 25 zam yapıldı. Motorin büyük şehirlerde 80 liraya koşuyor. Dolar 45, euro 51 lira civarında. Ekmek de birçok yerde 20 liraya dayandı. Hal böyleyken, vatandaşa “enflasyon düşüyor” demek kâğıt üstünde kalıyor.

Gazeteci Mustafa Balbay’ın geçen gün paylaştığı çizim, uzun süredir yaşanan tartışmayı tek karede özetliyordu. Karşımızda kilolu bir kadın vardı ama ressam onu tuvale daha ince, daha farklı yansıtıyordu. Ressamın TÜİK olarak resmedilmesi boşuna değildi. Çünkü Türkiye’de artık insanlar açıklanan enflasyon rakamına değil, marketteki etikete, faturadaki artışa ve cebindeki eksilmeye bakıyor.

TÜİK, mart ayı enflasyonunu aylık yüzde 1,94, yıllık yüzde 30,87 olarak açıkladı. Kâğıt üstünde bakınca ilk cümle şu oluyor: Enflasyon düşüyor. Beklentilerin de altında kalan bu veri, fiyat artış hızında yavaşlama olduğu izlenimini veriyor. Ama sokağa çıktığınızda, pazara gittiğinizde, faturaya baktığınızda aynı rahatlama hissi yok. Sorun tam da burada başlıyor.

Çünkü manşette görülen düşüş, hayatın içindeki sertliği tam anlatmıyor. Martta gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık artış yüzde 32,36, ulaştırmada yüzde 34,35, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda ise yüzde 42,06 oldu. Aylık bazda en sert yükseliş de yüzde 4,52 ile ulaştırmada görüldü. Vatandaşın cebini en çok yoran başlıklar bunlar olunca, “enflasyon düşüyor” cümlesi kâğıtta kalıyor.

Rakamla hayat arasındaki mesafe

Bir de işin güven boyutu var. TÜİK mart için aylık yüzde 1,94 açıklarken, ENAG aynı ay için aylık yüzde 4,10, yıllık yüzde 54,62 hesapladı. Aradaki fark sadece teknik bir tartışma değil. Aynı ayda iki ayrı enflasyon duygusu oluşuyorsa, vatandaş da doğal olarak kendi cebindeki rakama inanıyor. Önümüzdeki aylarda benzer farklar sürerse, sadece enflasyon değil, o rakama duyulan güven de daha fazla tartışılacak.

Nisan ayının yükü daha ağır

Üstelik nisan, marttan daha hafif görünmüyor. Elektrik ve doğal gazda konut tarifelerine gelen artış, savaşın enerji maliyetini yukarı ittiği bir döneme denk geldi. Bu da nisan enflasyonu üzerindeki baskıyı artırıyor. Mart verisi geride kaldı ama şimdi asıl soru şu: Nisan sonunda vatandaşın cebine yeni yük ne kadar binecek?

Hedef başka, hayat başka

TCMB’nin şubat ayındaki Enflasyon Raporu’nda 2026 için ara hedef yüzde 16, tahmin aralığı ise yüzde 15 ile 21 olarak verildi. Kâğıt üstündeki rota bu. Ama savaş uzarsa, enerji fiyatları yüksek kalırsa ve içeriye yeni zamlar yansımaya devam ederse bu rotada kalmak daha da zorlaşacak. Ekonomide bazen hedefi rakam belirler, bazen hayat. Şu an hayatın anlattığı hikâye, hedef tablosundan daha sert.

Bir ara ekonomiyi “Eti Puf” üzerinden anlatan, sonra da “epistemolojik kopuş” ve “heterodoks yaklaşım” diyerek meseleyi içinden çıkılmaz hale getiren isimler vardı. O sözlere gülüyorduk ama en azından akılda kalıyordu. Bugün geldiğimiz yerde ne o tuhaf özgüven kaldı ne de vatandaşa değen bir cümle. Geriye ise yine pahalılığın altında ezilen bir hayat kaldı.

Bu yüzden bugün asıl mesele, “martta enflasyon kaç çıktı?” sorusu değil. Asıl mesele, vatandaşın neden hâlâ rahatlayamadığı. Çünkü fiyat artış hızı yavaşlasa bile hayat ucuzlamıyor. Kira hâlâ ağır, fatura hâlâ yüksek, mutfak hâlâ pahalı. Enflasyon kâğıtta geriliyor olabilir ama sokakta gerileyip gerilemediğini herkes kendi poşetinden, kendi sayacından, kendi maaşından, cebindeki eksilmeden ölçüyor. Ve o ölçüm, resmî tablodan daha acı bir şey söylüyor.

Yorumlar