İstanbul
Parçalı bulutlu
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Son dakikada kahraman aranmaz

Son dakikada kahraman aranmaz

Trabzonspor’un 2-1’lik galibiyeti, sahada planın ve direncin; tribünde ise futbolun sınırlarının yeniden tartışıldığı bir geceye dönüştü. Galatasaray bir kez daha son bölümde kurtarıcı aradı, Papara Park ise bunun her zaman işe yaramadığını gösterdi.


Kendimden söz etmeyi pek sevmem ama bu yazı için kısa bir parantez açayım. Bir dönem Gazeteci İsmail Baştuğ’un çıkardığı Gazete Beşiktaş’ta, meslektaşlarım Didem Tutal ve Muzaffer Topal’la birlikte çalıştım. O günlerde spor yazarlarının yazılarını gazeteye giriyor, bir yandan da işin mutfağını yakından görüyordum. O yıllarda bir Beşiktaşlı olarak kulübe de gittim, stada da. Maçların müdavimi değildim ama zaman zaman farklı branşlarda spor haberleri de yazdım. Belki de bugün spor köşesine yönelmemin bir nedeni o günlerdir. Neyse, sadede gelelim.

Papara Park’ta gecenin özeti sadece 2-1 değildi. Trabzonspor, Galatasaray’ı önce cesaretle, sonra dirençle yendi. Onuachu’nun erken golüyle maça ağırlığını koydu, Galatasaray Singo ile eşitliği buldu ama ev sahibi bu kez Nwaiwu’nun kafa golüyle yeniden ayağa kalktı ve maçı bırakmadı. Bu yüzden bu karşılaşmayı sadece “lider puan kaybetti” diye okumak eksik kalır. Bu, Trabzonspor’un oyuna da atmosfere de daha hazır çıktığı bir geceydi.

Ahmed Kutucu Süpermen değil

Galatasaray cephesinde artık tanıdık bir görüntü var. Takım sıkışınca gözler yine kulübeye dönüyor, Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk son bölümde Ahmed Kutucu hamlesini yapıyor. Bu maçta da Kutucu 88. dakikada oyuna girdi. 1 Kasım 2025’te 0-0 biten Trabzonspor maçında 85’te, 29 Mart 2025’teki 2-1’lik Beşiktaş yenilgisinde ise 83’te sahaya sürüldü. Bu, Kutucu’nun kötü oyuncu olduğu anlamına gelmez. Tam tersine sorun, bir futbolcuyu son dakikada “kahraman” gibi sahaya atıp bozulan düzeni onun toparlamasını beklemekte. Ahmed Kutucu belli ki saygın bir futbolcu, ancak Süpermen de değil. Hiçbir oyuncu 88. dakikada oyuna girip bütün oyunu tek başına düzeltemez.

Milli futbolcuya yapılan saygısızlık

Gecenin en tatsız tarafı ise futboldan taşan kısımdı. Galatasaray’ın ve A Milli Takım’ın kalecisi Uğurcan Çakır, maç öncesi ısınırken tribünlerden yoğun tepki gördü. Maç sonrasında Galatasaray Spor Kulübü İkinci Başkanı Metin Öztürk, bunun yönetim kaynaklı bir provokasyon olduğunu savundu. Sarı-kırmızılıların yedek kalecisi Günay Güvenç de Uğurcan’a ve ailesine yönelik tavrı açıkça kınadı. Rekabet başka şeydir, saygı çizgisini kaybetmek başka. Bir futbolcu kulüp değiştirir, forma değiştirir, tercih yapar. Buna kızabilirsiniz. Ama hakaretin, yuhalamanın, hele aileyi bu işin içine katmanın futbola zerre faydası yok.

Maç sonu iki teknik adamın dili de aslında gecenin özeti gibiydi. Fatih Tekke, galibiyeti oyuncularının inancına, arzusuna ve oyuna bağlılığına yazdı. Okan Buruk ise ikinci yarıda daha iyi oynadıklarını, duran toptan gelen golle oyunun kırıldığını söyledi ve yaşananların kalan haftalar için motivasyon olacağını vurguladı. Biri sahadaki emeği anlattı, diğeri kaybın ardından psikolojik toparlanma zemini kurdu. Futbolda bazen fark tam da burada çıkar: Kazanan oyununu anlatır, kaybeden ise sonraki maça sığınır.

Trabzonspor bu maçı yıldız isimlerin parıltısıyla değil, doğru anlarda doğru tepki vererek kazandı. Galatasaray ise yine son bölümlerde bir kahraman aradı. Oysa böyle deplasmanlar, sonradan oyuna giren bir oyuncuyla değil, baştan doğru kurulan akılla kazanılır. Papara Park’ta gecenin en net cümlesi de belki buydu: Kahraman arayan değil, planına sadık kalan kazandı.

Yorumlar