İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Ekrandaki kahramanlar hayattaki rol modeller

Ekrandaki kahramanlar hayattaki rol modeller

Eskiden çocukların kahramanları daha çok masallardan, kitaplardan ya da aile büyüklerinin anlattığı hikâyelerden çıkardı. Bugün ise o kahramanlar televizyon ekranlarında, dizilerin içinde yaşıyor. Renkli sahneler, güçlü karakterler, abartılı hayatlar… Ve tüm bunların ortasında, henüz kişiliği şekillenmekte olan çocuklar.

Televizyon dizileri, yalnızca birer eğlence aracı olmaktan çoktan çıktı. Artık birer yaşam rehberi, hatta çoğu zaman birer “rol modeli üretim merkezi” haline geldi. Çocuklar izledikleri karakterlerin konuşma tarzını, davranışlarını, hatta hayata bakışlarını farkında olmadan içselleştiriyor. Kimi zaman bir kahramanın cesareti ilham verirken, kimi zaman da şiddeti, öfkesi ya da sorumsuzluğu örnek alınabiliyor.

Asıl sorun da burada başlıyor.

Çünkü dizilerde gördüğümüz karakterler çoğu zaman gerçek hayatın sınırlarından uzak, dramatik etkisi yüksek, abartılı kişiliklerdir. İyiler fazla iyi, kötüler ise fazlasıyla kötü çizilir. Oysa gerçek hayat bu kadar keskin değildir. Çocuklar bu ayrımı yapabilecek olgunluğa her zaman sahip değildir. Onlar için ekrandaki karakter, doğrunun ta kendisi olabilir.

Bugün sokakta duyduğumuz bazı sert ifadeler, okulda yaşanan zorbalıklar ya da çocuklar arasındaki güç gösterileri, ne yazık ki ekranın bir yansımasıdır. Bir dizide “cool” görünen bir davranış, gerçek hayatta bir çocuğun karakterine zarar verebiliyor. Çünkü çocuk, izlediğini sorgulamadan benimser.

Burada en büyük sorumluluk ailelere ve yapımcılara düşüyor. Aileler çocuklarının ne izlediğini bilmeli, mümkünse birlikte izleyip üzerine konuşmalı. “Bu doğru mu?”, “Gerçek hayatta böyle olur mu?” gibi sorular, çocuğun eleştirel düşünmesini sağlar. Yasaklamak çoğu zaman çözüm değildir; önemli olan anlamlandırmasına yardımcı olmaktır.

Yapımcılar ise reyting uğruna her şeyi meşrulaştırmaktan vazgeçmelidir. Çünkü ekran sadece bugünü değil, geleceği de şekillendirir. Bugünün çocukları, yarının yetişkinleri olacaksa; izledikleri karakterler de o geleceğin bir parçasıdır.

Unutmayalım, çocuklar söylediklerimizi değil, gördüklerini örnek alır. Ve bugün ekranlarda gördükleri, yarın toplumun aynası olur.


 

Yorumlar