İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

İran bahane hedef Çin

İran bahane hedef Çin

Malumunuz Amerika ve İran arasındaki savaş gündemini koruyor. Amerikan'ın Ortadoğu'daki stratejik müttefiki İsrail'le birlikte, İran’ın nükleer yapılanmasını tehdit olarak gördüğü bahanesiyle İran’ı bombalamaya başladı. Tabii ki Ortadoğu’nun şımarık çocuğu İsrail’de Filistin sorununu içine katarak savaşın içinde yer aldı. Ortadoğu’da her daim eksik olmayan savaşın başka bir versiyonu olarak karşımızda duruyor. 

Mesele İran’ın nükleer kapasitesi mi? Tabii ki değil. Asıl savaş ve amaç başka. Amerika Venezuela’ya operasyon düzenledi. Maduro yakalandı. Hem de nokta atışı ve hiçbir direniş gösterilmeden. Amerika herkese “Venezuela da diktatörlüğü bitirdik” imajı yarattı. Bazıları uluslararası hukuka aykırı dediyse de fayda etmedi. 

Venezuela, 303 milyar varili aşan kanıtlanmış rezerviyle dünyanın en büyük petrol yataklarına sahip bir ülke. Venezuela'nın en büyük petrol müşterisi kimdi? Amerikan'ın kendisi için tehdit olarak gördüğü Çin. Çin dünya üretiminin %28'ini tek başına yapıyor. Venezuela günde 800 bin varil petrolü doğrudan Çin'e satıyordu. Maduro gitti ve hat kesildi.

Amerika ve İsrail İran'ı vurdu. Hamaney öldürüldü. Bazıları sokaklarda “baskıcı rejim son buluyor” diye kutlamalar yaptı. Bazıları Uluslararası hukuka aykırıdır dedi protesto etti. İran'ın en büyük petrol müşterisi kimdi? Tabii ki Çin. İran günde 1.5 milyon varil petrolü doğrudan Çin'e satıyordu. Savaş başladı ve o hatta kesildi. İki farklı ülke, iki farklı kıta ve iki farklı bahane. Ama müşteri aynı Çin. 

 Hiçbir devlet kendi gücünün üstüne çıkacak bir güç istemez. Sizin mevcut gücünüze yaklaşıldığında tehdit olarak algılanır ve çatışma kaçınılmaz olur. Bunun senaryoları defalarca duyduk, gördük ve yaşadık. Almanya yükseliş döneminde İngiltere'yi geçiyordu sonuç olarak Birinci Dünya Savaşı başladı. Japonya yükseldi Pasifik'te Amerika'ya yaklaşıyordu sonuç olarak İkinci Dünya Savaşı başladı. Sovyetler yükseldi Amerika'ya meydan okuyordu sonuç olarak Soğuk Savaş başladı. Geçmişte bu böyle oldu şimdi de böyle oluyor. 

Bir süper güç için en tehlikeli an rakibinin kendisini geçmek üzere olduğu andır. Ya o anda durdurursun ya da bir daha durduramazsın. Ve Çin her yıl Amerika'ya biraz daha yaklaşıyor. Analistlerin tahminine göre 2030'a kadar Çin dünyanın en büyük ekonomisi olacak. Bu Amerika için varoluşsal bir kriz. Ve şu an gördüğünüz her şey bu durdurma hamlesinin bir parçası.

Hedef Çin’e akan hortumları kesmek 

Çin tükettiği petrolün %73'ünü ithal ediyor. Kendi üretimi yetmiyor. Dışarıdan almak zorunda. Düşünün; dünyanın en büyük motoru önünüzde duruyor. Devasa güçlü. Dünya üretiminin dörtte birini tek başına çeviriyor. Durdurulamaz gibi görünüyor ama bir zayıflığı var. Kendi yakıtını üretemiyor. O motorun yakıt hortumları var. Her biri farklı ülkeden geliyor. Amerika ne yapıyor?
Venezuela'da diktatör devirdim diyor. İran’da nükleer tehdidi kaldırdım diyor ve Çin’e akan hortumları kesiyor.

Bir motoru durdurmak için motorla savaşmak gerekmez. Yakıtını kesersiniz. Motor kendi kendine durur. Amerika son 2 ayda Çin'in petrol tedariğinin %20'sini kesti. Kimse fark etmedi. Çünkü hepimiz savaşın İran'da olduğuna odaklandık. Çin aynı zamanda başka bir şey daha inşa ediyordu. Modern İpek Yolu. Pekin'den başlayıp Avrupa'nın kalbine uzanan devasa bir kara ticaret ağı. Demiryolları, limanlar ve boru hatları. Trilyon dolarlık yatırımlar bunlar. Çünkü kim Avrupa ile ticaret yaparsa dünya ekonomisini şekillendirir. Avrupa yavaş yavaş Amerika'dan uzaklaşıp Çin'in ticaret ekosistemine yöneliyor. Bu Amerika için ikinci varoluşsal kriz. Birincisi Çin'in ekonomik olarak Amerika'yı geçmesi. İkincisi Amerika'nın Avrupa'yı kaybetmesi.

Avrupa giderse Amerika'nın elinde ne kalır? Silahları ve doları. İkisi de tek başına yetmez. Ve tam o noktada, Avrupa Çin'e doğru kayarken, Amerika İran'ı vurdu. İran, Modern İpek Yolu'nun Ortadoğu'daki kritik bağlantı noktasıydı. Çin'in Avrupa'ya kara yoluyla ulaşması için İran hattının stabil olması gerekiyordu. O istikrar da bombalandı. 

Biz savaşı Amerika İran arasında görüyoruz. Ama savaş bir tane. Ve sahne arkasında tek bir hedef var o da Çin. Amerika'nın dünya ekonomisinde tek olma ve rakip gördüğü Çin’i bitirme hamleleri başka savaşları da beraberinde getirecektir. Fakat bu üçüncü dünya savaşı mı çıkıyor? Sorusuna cevap değildir. Amerika çoğul bir savaşta kaybedeceğini biliyor. Amaç çeşitli bahanelerle yıldırmak, bıktırmak ve aciz bırakmak. Mesaj açık ve net benden güçlü olmaya kalkarsan bedel ödersin. 
Sağlıcakla…

 

Yorumlar