İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Türkiye altın kuyruğuna girdi

Türkiye altın kuyruğuna girdi

Son günlerde Türkiye’nin dört bir yanında uzayan altın kuyruğu fotoğrafları, aslında sadece ekonomik bir tercihi değil, derin bir güvensizlik hissini de gözler önüne seriyor. Kuyumcu vitrinlerinin önünde sabahın erken saatlerinden itibaren oluşan kalabalıklar, cebindeki üç beş kuruşu koruma telaşındaki insanlar gibi…
 

Altın, yüzyıllardır “güvenli liman” olarak anılır. Savaşta, krizde, belirsizlikte… İnsanlar paranın değer kaybettiği, piyasaların oynaklaştığı her dönemde soluğu altında alır. Türkiye’de ise bu refleks artık dönemsel bir davranış olmaktan çıkıp neredeyse kalıcı bir alışkanlığa dönüşmüş durumda.
 

Peki neden?
 

Çünkü vatandaş için mesele yatırım değil, hayatta kalma refleksi. Enflasyon karşısında eriyen maaşlar, her geçen gün artan hayat pahalılığı ve geleceğe dair belirsizlik… Tüm bunlar birleştiğinde insanlar için bankadaki TL, yastık altındaki altın kadar “güvenli” görünmüyor. Altın almak, bir anlamda “yarını kurtarma” çabası haline geliyor.
 

Altın kuyruğuna girenlerin büyük bölümü zenginleşme hayali kurmuyor. Aksine, sahip olduklarını kaybetmemeye çalışıyor. Bu da bize şunu gösteriyor: Bir ülkede insanlar yatırım yapmak yerine korunma refleksiyle hareket ediyorsa, orada ekonomik güven zedelenmiş demektir.
Bu tablo, kayıt dışı ekonomiyi de besliyor. Yastık altına giren her gram altın, finans sisteminin dışında kalıyor. Bu da hem ekonominin şeffaflığını azaltıyor hem de devletin politika üretme alanını daraltıyor. Yani altın sadece bireysel bir güven aracı değil, aynı zamanda sistemden kopuşun da sembolü haline geliyor.
 

İnsanlar kendi ülkesinin para birimine değil de altına güveniyor.
 

Bunun sebebi ekonomik verilerde değil; aynı zamanda toplumun psikolojisinde saklı. Güven bir kez sarsıldığında, onu yeniden inşa etmek uzun zaman alır. Altın kuyruğu da bu güvensizliğin en somut göstergesi.
 

Sonuç olarak altın, bugün hâlâ güvenli bir liman olabilir. Ama bir ülke için asıl güvenli liman; güçlü ekonomi, istikrarlı politikalar ve vatandaşın geleceğe umutla bakabildiği bir sistemdir. Eğer insanlar kuyumcu önlerinde değil de üretimde, yatırımda ve girişimde sıraya giriyorsa, işte o zaman gerçek güven tesis edilmiş demektir.
 

Altın kuyruğu uzadıkça, çözülmesi gereken sorunun da büyüdüğünü unutmamak gerekiyor.

Yorumlar