İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Barış düşmanları

Barış düşmanları

İslam coğrafyası, semalarında füzelerin ve insansız hava araçlarının uçuştuğu bir Ramazan Bayramı’nı geride bıraktı. Böylesi kutsal günlerde İslam alemine sevinç yerine korku ve endişeyi yaşatan emperyal güçlerin karşısında birlik olamayanlar, yıllardır ABD’nin yazdığı senaryonun figüranları olmayı sürdürüyorlar. Genelde monarşik rejimlerle yönetilen İslam coğrafyasında halkın yönetimde söz sahibi olamamasının bunda en temel faktör olduğunu da unutmamak gerekir. ABD de Orta Doğu’daki ülkelerde monarşik yönetimleri tercih ediyor. Dikkat ederseniz ülkelerin rejimlerini değil yöneticilerini değiştirmeyi menfaatleri için daha uygun görüyorlar. 

Barış ve kardeşliğin hakim olması gereken günleri, cenazeleri kaldırmakla, yangınları söndürmekle geçiriyor Müslümanlar. Türkiye olarak bu savaşın tarafı değil arabulucusu olmayı tercih etmemiz ülkemiz açısından çok önemli ve doğrusudur.

Akşamdan sabaha ne dediği belli olmayan Trump’ın, sırf İsrail’in çıkarları için İslam coğrafyasının birbirlerine füzelerle saldırmasını seyretmekten zevk aldığını söylemesi psikolojik açıdan sorunlu olduğunun kanıtı değil mi? Canım isterse bu savaşı bitiririm, canım isterse yine bombalarız, gibi cümleler kullanması ondaki ruhi bozukluğun ispatıdır.

Netanyahu’nun maşası durumuna düşen Trump, Avrupa ülkelerinden ve Nato’dan destek görmeyince yine üst perdeden tehditlere devam ediyor. Velhasıl bu bozuk kişiliğin dünyaya huzur vermeyeceği belli oluyor. Bunun asıl nedeni, iç siyasette Yahudi lobisine ihtiyaç duyması ve ülke ekonomisinin silah sanayilerine bağlı olması. Ülke ekonomisinin sürekli savaş malzemesi üreterek bir yere varamayacağını, çarkın dönmesi için üretilenlerin tüketilmesi gerektiğini biliyor Trump. Bunun için de savaşları körüklüyor. Günün sonunda, harcadıklarının tahsiline çalışacak ve ekonomisini diri tutmaya devam edecektir. Ekonomik olarak kendine rakip gördüğü Çin’in ekonomisine zarar vermek için dünya petrol ticaretini kontrol etmek istiyor. Şuna emin olun ki gerek Venezuela gerekse de Orta Doğu ülkelerinin yeraltı zenginlikleri olmasa Trump dönüp onlara selam vermez.

ABD’nin 32. Başkanı Roosevelt söyle demişti: “Cebir ve zor siyasetine dayanarak bir esirler dünyası yaratmak isteyenler, bilsinler ki hürriyet ve demokrasi onu boğacak kadar kuvvetlidir. Bu da yeni dünyanın eski dünyaya bir mesajıdır.” Roosevelt yaşıyor olsaydı Trump gibiler Amerikan siyasetinde olmazdı. Bir türlü demokrasiye geçemeyen Orta Doğu ülkeleri, seçildiğinden bu yana şiddetten beslenen Trump’ı beslemeye devam edeceklerdir.

Ekim’de İsrail’de, Kasım’da da ABD’de yapılacak seçimlerde ülke halklarının bu iki zorbaya “dur” diyebilmelerini umuyor ve diliyorum.

Umarım sadece İslam aleminin değil bütün insanlığın barış içinde yaşayacağı, şeker tadında bayramlara kavuşuruz. Bu da Trump’la mümkün olacağa benzemiyor.  

 

Yorumlar