İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Bir bilgenin ardından; İlber Ortaylı...

Bir bilgenin ardından; İlber Ortaylı...

Bazı insanların ardından yazmak zordur. Çünkü kelimeler, onların bıraktığı boşluğu anlatmaya yetmez. İlber Ortaylı’nın ardından kaleme alınan her cümle de biraz böyle bir eksiklik duygusuyla başlar.
O yalnızca bir tarihçi değildi. O, geçmiş ile bugün arasında kurulan canlı bir köprüydü. Onu dinleyen herkes, bir anda yüzyıllar öncesinin sokaklarında yürüyormuş gibi hissederdi. Bir imparatorluğun sarayında, bir kütüphanenin tozlu raflarında ya da eski bir şehrin dar sokaklarında dolaşır gibi…
Sertti, evet. Bazen sabırsız, bazen keskin. Ama bu sertliğin arkasında tarihe duyulan büyük bir sevgi ve bilgiye duyulan derin bir saygı vardı. Cehalete tahammülü yoktu çünkü bilginin insanı özgürleştirdiğine inanıyordu.
Birçok insan için İlber Ortaylı, ilk kez tarihi merak etmeye başladıkları andı. Bir televizyon programında duyulan bir cümle, bir konferansta yapılan bir uyarı ya da bir kitap sayfasında karşılaşılan o tanıdık üslup… Birçok gencin zihninde yeni bir kapı açtı.
Şimdi o ses yok.
O tok, kendinden emin ve biraz da sabırsız ses… Bir şehir anlatırken gözlerinin parladığı anlar, bir yanlış duyduğunda yüzünde beliren o meşhur ifade… Hepsi artık hatıralarda.
Ama bazı insanlar gerçekten gitmez. Çünkü onların bıraktığı şey sadece eser değildir. Onların bıraktığı şey bir meraktır, bir düşünme biçimidir.
Belki yıllar sonra bir kütüphanede eski bir tarih kitabını karıştıran bir genç, bir şehrin hikâyesini merak eden biri ya da “Bu imparatorluk nasıl kuruldu?” diye soran bir öğrenci… Farkında olmadan onun açtığı yoldan yürümeye devam edecek.
İşte o zaman İlber Ortaylı’nın sesi yine duyulacak. Belki bir cümlenin içinde, belki bir sorunun başlangıcında.
Bazı insanlar ölmez.
Onlar, merak eden zihinlerde yaşamaya devam eder.

Yorumlar