İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Sıra İran’a geldi

Sıra İran’a geldi

Dünya iki barbarın elinde tehlikeli günlerden geçiyor. Kendilerinin güvenlikleri ve çıkarları uğruna bütün insanlığı karınca gibi görüyorlar. İşin garip yanı da diğer ülkelerin buna seyirci kalmaları. Kuyruklarını sıkıştırıp bir kenara çekilmişler ve “Aman bana dokunmasın da kime ne yaparsa yapsın,” diyorlar. Oysa o yılanın bugün değil belki ama bir gün sizin haneye de uğraması kaçınılmazdır.

ABD, kendi veya İsrail için tehlikeli olarak gördüğü her ülkeye saldırabileceğini haykırıyor tüm dünyaya. Saldırı için de uyduruk bir bahane yaratıyor. Bu defa da İran için “nükleer silaha sahip olmalarını engellemek” bahanesini ileri sürdü ve 28 Şubat 2026'da Orta Doğu'da büyük askeri çatışmanın fitilini ateşlediler. ABD Başkanı Donald Trump'ın emriyle başlayan operasyonla, İran'ın nükleer tesisleri, füze programları ve üst düzey yetkilileri hedef alındı ve İran'ın lideri Ayetullah Ali Hamaney olmak üzere birçok üst düzey isim öldürüldü. İran da buna karşılık olarak İsrail'e, ABD üslerine ve bazı Körfez ülkelerine füze saldırıları düzenledi ki bu da çatışmanın bölge geneline yayılma riskini doğurdu. 

Uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde baktığımızda savaşlarda okullar, ibadet yerleri ve hastaneler bombalanmaz. Gözü dönmüş caniler, bütün kuralları çiğneyerek Minab'daki Shajareh Tayyebeh kız ilkokuluna düzenledikleri saldırı ile yaşları 7-12 arasındaki 150'den fazla kız çocuğunun ölümüne yol açtılar. Dünyayı ayağa kaldıran bu olay savaş suçları tartışmalarını tetikledi.

Sivillerin, özellikle çocukların, jeopolitik hesaplara kurban edilmesi asla kabul edilemez. Savaşlar, özellikle çocuklar üstünde ömür boyu sürecek travmalara yol açıyor.

Yaşanan bu saldırıdan sonra Amerikan kamuoyunda da sesler yükselmeye başlasa da “deli” bildiğini yapmaya devam ediyor ama ABD askerlerinin cenazeleri ülkeye gelmeye başlayınca kamuoyu sesini daha da yükseltmeye başladı. Birçok kişi "Biz bu savaşı neden yapıyoruz?" diyor. İsrail’in kuyruğuna takılan Amerika’nın Gazze’de yaptıkları daha tazeliğini koruyor. Irak’ta, Afganistan’da, Suriye’de, Lübnan’da ve Cezayir’de yaptığı insanlık dışı eylemleriyle geçmişindeki Kızılderililere uyguladığı soykırımına bu defa İslam coğrafyasında devam ediyor. Bunu, bazen doğrudan, bazen taşeron ülkeler yardımıyla, bazen de kurduğu ve beslediği terör örgütleri yardımıyla birbirleriyle savaştırarak yapıyor.

İspanya Başbakanı Pedro Sancez’in ABD’ye üslerini kullanmasına izin vermezken Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin savaşı durdurmak için hiçbir şey yapmaması dünyanın beşten büyük olmadığını bir kez daha gösterdi hepimize!..

İslam coğrafyasını söylemeye bile gerek yok. Onlar hiçbir zaman birlik olmadılar, bundan sonra da olmazlar.

Yaşadığımız yüzyılda savaşa değil barışa ihtiyacımız var. İstanbul’a gelen Liverpol taraftarlarının tribünde açtıkları “Yurtta barış, cihanda barış” pankartı ve altındaki Mustafa Kemal Atatürk yazısı bizi gururlandırdı. Ancak TRT’nin bunu göstermemesi düşündürücüydü. Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğundan bu yana barıştan yana olduğunu dünyaya ilan etmiştir. Bu savaşta da barıştan yanayız. Anlaşmazlıkların çözümü müzakerelerdedir.

İnsanlığın geleceği açısından son derece tehlikeli olan kimyasal silahların ortadan kaldırılması için mücadele edilmeli. Ancak burada da eşitlik ilkesi gözetilmek zorunda. ABD, başka ülkelerin kimyasal silaha sahip olmasını engelleyeceğim derken kendisinin her gün üretimini artırıyor olması ikiyüzlülük değil de nedir?

Yani, insanlığa karşı yapılan her türlü zulme seyirci kalanlar, zulmün ortağıdırlar. 

Yorumlar