İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

S-400’ler neden kullanılmadı?

S-400’ler neden kullanılmadı?

Türkiye’nin son yıllarda en çok tartışılan savunma konularından biri hiç kuşkusuz S-400 hava savunma sistemleri oldu. Büyük bir siyasi krizle alınan, NATO ile ilişkileri geren ve Türkiye’nin F-35 programından çıkarılmasına kadar uzanan bu süreç bugün hâlâ cevap bekleyen bir soruyu gündemde tutuyor:
S-400’ler neden kullanılmuyor?
2017 yılında Türkiye, Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın alma kararı aldığında bunun sadece askeri bir tercih olmadığı açıktı. Bu karar, Türkiye’nin Batı ile ilişkilerini doğrudan etkileyen stratejik bir adım olarak değerlendirildi. ABD başta olmak üzere NATO ülkeleri, Rus yapımı bu sistemin NATO savunma ağıyla uyumlu olmadığını savundu.

Sonrasında yaşananlar ise oldukça ağır sonuçlar doğurdu. Türkiye, yıllardır ortağı olduğu F-35 savaş uçağı programından çıkarıldı. Türk savunma sanayisinin önemli üretim payına sahip olduğu bu projeden dışlanmak hem askeri hem ekonomik anlamda ciddi bir kayıp olarak kayda geçti. Ayrıca ABD’nin CAATSA yaptırımları da devreye girdi.

Bütün bunlara rağmen Türkiye, S-400 sistemlerini teslim aldı. Ancak aradan geçen yıllara rağmen bu sistemler aktif şekilde devreye sokulmadı. Kimi zaman test edildiği söylendi, kimi zaman “gerektiğinde kullanılabilir” açıklamaları yapıldı. Fakat gerçek şu ki S-400’ler Türkiye’nin aktif hava savunma sisteminin bir parçası haline getirilmedi.

Tam da bu tartışmalar sürerken bölgedeki gelişmeler dikkat çekici bir tablo ortaya koydu.

İran’dan fırlatılan bazı füzelerin bölgede konuşlu Patriot hava savunma sistemleri tarafından imha edildiği görüntüler ve haberler dünya basınına yansıdı. Patriot sistemlerinin havada hedefleri vurduğu görüntüler savunma teknolojisinin sahadaki gerçek gücünü bir kez daha gösterdi.

Bu noktada ister istemez şu soru akla geliyor:
Türkiye’nin milyarlarca dolar ödeyerek aldığı S-400’ler neden hâlâ depoda bekliyor?

Elbette savunma sistemleri yalnızca satın almakla biten bir mesele değildir. Entegrasyon, siyasi dengeler, NATO ile ilişkiler ve stratejik hesaplar işin önemli bir parçasıdır. Ancak kamuoyu açısından bakıldığında ortaya çıkan tablo kafa karıştırıcıdır.

Bir tarafta aktif olarak kullanılan ve füzelere karşı müdahale eden hava savunma sistemleri…
Diğer tarafta ise büyük tartışmalarla alınmış ama devreye sokulmayan S-400’ler.

Benim kanaatim şu: Türkiye aslında iki büyük güç arasında savunma politikası açısından sıkışmış durumda. S-400’leri tamamen aktif hale getirmek Batı ile yeni krizler doğurabilir. Tamamen rafa kaldırmak ise milyarlarca dolarlık yatırımın boşa gitmesi anlamına gelir.

Yani S-400 meselesi artık yalnızca bir savunma sistemi konusu değil; aynı zamanda diplomasi, strateji ve siyasi denge meselesidir.

Türkiye bugün yerli hava savunma sistemlerini geliştirmeye hız vermiş durumda. Uzun vadede belki de en doğru çözüm kendi teknolojimizi üretmek olacaktır.

Ama yine de vatandaşın aklındaki soru değişmiyor:

Gökyüzünde füzeleri düşüren sistemler çalışırken, depolarda bekleyen S-400’ler Türkiye’ye ne zaman gerçekten hizmet edecek?

Bu sorunun cevabı verilmeden S-400 tartışmasının kapanması pek mümkün görünmüyor.

Yorumlar