İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Bugün 8 Mart. Yani Dünya Kadınlar Günü. Sosyal medyada mesajlar paylaşılıyor, kurumlar açıklamalar yapıyor, kadınlara çiçekler veriliyor. Kadınların değeri gerçekten bir güne mi sığdırılıyor?

8 Mart’ın ortaya çıkışı bir kutlama hikâyesi değildir. Aksine, ağır çalışma koşullarına karşı direnen, emeğinin karşılığını almak isteyen kadın işçilerin mücadelesinin sembolüdür. Yani bu günün temelinde bir hak arayışı vardır. Bu nedenle 8 Mart, sadece bir anma günü değil; aynı zamanda topluma ayna tutan bir gündür.

Türkiye açısından baktığımızda kadın hakları konusunda Cumhuriyet’in çok önemli bir kırılma noktası olduğunu görmek gerekir. Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde Türk kadını pek çok Avrupa ülkesinden önce seçme ve seçilme hakkını elde etti. O dönemde verilen bu haklar aslında bir vizyonun göstergesiydi: Kadının toplumun eşit ve aktif bir parçası olması.

Fakat bugün gelinen noktaya baktığımızda bazı soruları sormak zorundayız.

Kadınların iş hayatındaki temsili hâlâ yeterli mi?
Kadınlar aynı işi yaptıkları erkeklerle eşit şartlara sahip mi?
Kadınların güven içinde yaşayabildiği bir toplumdan söz edebiliyor muyuz?

Ne yazık ki bu soruların çoğuna gönül rahatlığıyla “evet” demek kolay değil.

Bugün hâlâ pek çok kadın ekonomik bağımsızlık mücadelesi veriyor. Eğitimden koparılan kız çocukları var. Kadınların başarıları bazen görmezden gelinebiliyor. Daha da acısı, kadınlara yönelik şiddet haberleri neredeyse her gün karşımıza çıkıyor. Böyle bir tablo karşısında 8 Mart’ı yalnızca bir kutlama günü olarak görmek, gerçeği görmemek olur.

Benim düşünceme göre 8 Mart, kadınları hatırladığımız bir gün değil; aslında kendimizi sorgulamamız gereken bir gündür. Çünkü mesele yalnızca kadınların hakları değildir. Mesele, nasıl bir toplum olmak istediğimizdir.

Unutmamak gerekir ki güçlü kadınlar, güçlü toplumlar demektir. Kadının eğitimde, üretimde, siyasette ve yaşamın her alanında var olması sadece kadınların değil, ülkenin geleceğini de güçlendirir.

Bu yüzden 8 Mart’ta söylenecek en doğru söz belki de şudur: Kadınlara değer vermek bir günün değil, bir zihniyetin meselesidir.

Eğer gerçekten daha adil, daha çağdaş ve daha güçlü bir toplum istiyorsak; kadınların yalnızca bugün değil, her gün hak ettiği değeri gördüğü bir düzen kurmak zorundayız. Çünkü kadınların güçlü olmadığı bir toplumun geleceği de güçlü olamaz.

Yorumlar